Yüzyılımızda tüm çabalarımızı dış dünyayı fethetmeye odakladık. Bununla sadece şehvetimizi ikiye katladık, sadece arzularımızı çileden çıkardık, sonuçta da daha endişeli, daha sıkıntılı, eskisinden daha mutsuz olduk. Çünkü bu dış fetihler dikkatimizi, içimizi iyileştirmekten uzaklaştırmıştır.
Uyku, varoluşumuzun üçte birini kaplar; gündelik düzenli işler, giyinme, yemek yeme, sindirim, dış dünyanın gerekleri, çalışma hayatının talepleri, halsizlikler, hastalıklar, daha üstün bir yaşam için çok az zaman bırakırlar!