Buddenbrooklar, Thomas Mann'ın 25 yaşındayken yazdığı ilk romanı. Karakterleri yaratırken ailesinden yola çıktığı için otobiyografik yönü de var. 1929'da bu kitabıyla Nobel Ödülü'nü de kazanmış.
Romanı genelde kısa bölümler şeklinde yazmış. Bu bence okumayı kolaylaştırması açısından iyi olmuş. Her elime aldığımda en az bir bölümü bitirip öyle bıraktım. Hoşuma gitti bu şekilde okumak.
Kitabın başlangıcını bir yemek davetiyle yapması ilk girişte bir sürü insanla tanışmamızı gerektirdiği için biraz zorlayıcı olmuş. Aile bireyleri kim, kim misafir, isimler yabancı, bir sürü ünvan var, kim kimdi derken bir kafa karışıklığı yaratıyor. Sayfalar ilerledikçe tabi ki bu sorun da çözülüyor.
Kitaba beni bağlayan yönlerden biri de 19.yy'da geçmesi oldu. Değişik bir dönem, önceki yüzyıllardan birine ait alışkanlıklar, teknoloji, yaşam tarzı, ahlak anlayışı derken tarihsel bir incelemeyi edebi bir zevk alarak yapmış gibi hissettim kendimi.
Kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Ben de okurken keyif aldım ama bir daha okurum, hep okurum diyeceğim kitaplardan biri değil yine de kendisi...