Büşra

8/10
·164 syf.·
2026 33. kitabı
"Âleme ahlâk dersi vereyim derken ahlâksızlık bataklığına düşüp de tâ dibini boylayanlar da görülmemiş değildir." Türk klasikleri denilince aklıma ilk gelenlerden biri Hüseyin Rahmi Gürpınar. Bu romanda da trajikomik olaylara yer vermesi hoşuma gitti. Genel olarak akıcı bir kitaptı. Roman Fransız bir fahişe olan Matmazel Anjel'in İstanbul'a geldikten sonra, kendisini mağdur, namusuna düşkün ve uysal bir insan olarak gösterip Dehri Efendi'nin konağında "mürebbiye" olarak çalışmaya başlamasını ve devamında gelişen olayları anlatıyor. Matmazel Anjel birbirlerinden habersiz bir şekilde, Dehri Efendi'nin kardeşi Amca bey, oğlu Şemi Bey ve damadı Sadri Bey ile gönül ilişkisi kuruyor. Bir süre sonra bu üç karakter Matmazel Anjel'in tuzaklarını öğrenip birbirleri ile bozuşuyorlar ve devamında olaylar büyüyor. Kitabın son kısmını biraz tahmin ettim ama hadi canım o kadar da değildir demiştim. Fakat yanılmadım, Matmazel Anjel tam olarak o kadarını da yaptı. Çünkü kendisi fahişeliği ailesinden miras almış bir karakter neticede, farklı bir son beklememezdi. ;)
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·288 syf.·
2026 32. kitabı
Bu kitabı spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama kesinlikle okunması gereken bir Freida McFadden romanı. Anlatım; diğer kitapları gibi akıcı, etkileyici, içerik; ters köşelerle dolu ve kitabın sonunda tüm karakterlerin birbirleriyle bağlantısı ortaya çıkıyor. Yeni ev arayışında olan Tricia ve Ethan isimli evli çift, geçmişte Adrienne isimli ünlü bir psikiyatriste ait olan eve bakmaya gidiyorlar. Kitap; bu çiftin evde kaldıkları süre boyunca ortaya çıkan sırları, itirafları, geçmişin izlerini ve hesaplaşmaları konu ediyor. Evin her bir köşesindeki detayların bir anlamı ve ardında bıraktığı sırlar var. Korkunç sırlarla dolu bir ev...Psikiyatrist Adrienne'nin hastalarıyla yaptığı danışma seanslarında kayda aldığı ses kayıt kasetleri her bir danışanının sorunlarını gün yüzüne çıkarıyor. Tabi bir de Adrienne'nin aşkı Luke ve onun hikayedeki rolü... Kitabın en etkileyici yanı ise; Adrienne'nin hastaları ve kaydedilen ses kayıtlarının Tricia ve Ethan ile bağlantılarının olması. Bu bağlantıları öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor. :) Psikolojik gerilim ve ters köşe sevenler için tavsiye edilebilecek bir kitap. Elinize aldığınızda kesinlikle bırakamıyorsunuz ve hep daha sonrasını merak ediyorsunuz. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar. :)
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,1bin okunma
...artık ikimiz de biliyoruz ki: Bu dünyada aşıklara yer yok!
10/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
Of ki ne of! Gece Açan Çiçekler kitabından sonra Tarık Tufan'ın okuduğum ikinci kitabı...Son zamanlarda okuduğum en etkileyici ve kaliteli romanlardan bir tanesiydi. Resmen yaktı yıktı geçti. Kesinlikle okunması gereken bir roman. Kitap Orhan karakterinin Firdevs isimli kadın hayatına girdikten sonra yaşadığı zorlukları ve arkadaşı Kenan aracılığıyla Saklıkuyu isimli bir yere gidişini, bunu takip eden olaylar zincirini anlatıyor. Kitapta da dendiği gibi "Gitmek, insanın iradesi değil, yazgısıdır." Orhan'ın Saklıkuyu'ya gitmesi, orada tanıştığı insanlar ve yaşadıkları aslında sadece bir tesadüf değil ve her şeyin bir anlamı var. Saklıkuyu'da hayatına giren insanlar Ahmet Hilmi Bey, Defne ve Belma üçünün de kendilerini Saklıkuyu'ya çeken bir hikayesi var. Ve kitabın sonunda artık Orhan'ın da kendisini Saklıkuyu'ya bağlayan bir hikayesi oluyor. Halbuki daha ilk adım attığı gün orada fazla kalmayıp Cankurtaran'a geri döneceğinin planlarını yaparken...Romanın sonundaki bitiş yaraladı, Firdevs karakterine başta çok kızıyordum fakat sonrasında üzülüp hak vermeye başladım. Orhan'ın hikayesini başlatan Firdevs, aynı hikayeyi bitiren taraf oldu. Tıpkı Orhan'ın hayatına istediği zaman girip istediği zaman çıktığı gibi... Kitapta geçen Melekler Feneri, Kimsesizler Mezarlığı gibi bazı mekanların birbirleriyle bağlantısı ve ardındaki anlamlar da ayrıca hoşuma gitti. Uzun bir süre hafızamda yer edinecek kitaplardan oldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Dipnot: Sağlam psikolojiyle okunması gereken bir kitap...
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,538 okunma
8/10
·88 syf.·
2026 27. kitabı
"Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi, pek de anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece Haliç'in kirli sularına bakarken anladı ki aslında hep öyle sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı zaten tümüyle bir yanılgıymış." Aziz Bey Hadisesi kısacık ama acıklı bir hikaye...Roman; Aziz bey karakterinin, Maryam isimli bir kıza aşık olmasını ve devamında gelişen olayları, meyhane hayatında yaşananları, Aziz beyin hayattaki iniş çıkışlarını anlatıyor. Romandaki olaylar ve karakterler hayatın içinden. Ayfer Tunç'un bu romanı diğer okuduğum romanlarına göre daha sade, yazar bu kitapta çok fazla edebi oyunlara yer vermemiş, daha toplumcu ve sade bir anlatım tarzını seçmiş. Kısa, öz ve hüzünlüydü. Vuslat karakterine de ayrı üzüldüm. Kitabı okurken belli yerlerde kendimi yeşilçam filmi izliyor gibi hissettim. Kitabın son sahnesindeki Aziz beyin hali gözümde canlandı ve düştüğü bu duruma çok üzüldüm. Ah Aziz bey keşke bu kadar bencil ve kibirli olmasaydın. Kendin ettin kendin buldun. :(
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Kaçtığı gerçek annemin peşini bırakmamış, onu uyurgezer yapmıştı.
10/10
·440 syf.·
2026 20. kitabı
Ayfer Tunç ve güzel kalemi ile ilk kez "Kapak Kızı" isimli romanında tanışmıştım. "Annemin Uyurgezer Geceleri" yazarın okuduğum ikinci romanı oldu. Kitap; Şehnaz karakterinin kuralcı, nazik, doğrucu bir karaktere sahip,saygıdeğer bir öğretmen olan annesi Ayhan Hanım'ın uyurgezer gecelerini fark etmesi ve annesinin yaşadığı bu durumun kalıntılarının aslında kuşaklar öncesine dayandığını anlatıyor. Üç kuşak kadının, belki de sadece "kadın" oldukları için yaşadıkları zorluklar, travmatik olaylar ve bu yaşadıklarının Şehnaz, annesi Ayhan Hanım, anneannesi Hatice Şehbal, onun da annesi Esme'nin hayatına etkilerini yazar etkileyici ve akıcı bir üslupla anlatmış. Bu noktadan sonra insan "Acaba yaşadığımız/yaşayacağımız olaylar bize kuşaklar öncesinden genetik miras olarak mı kalıyor?" sorusunu soruyor. Çünkü ana karakter Şehnaz'ın günümüzde E. ile yaşadığı ilişki durumu, annesinin, anneannesinin ve onun da annesi Esme'nin yaşadıkları o kadar trajedik ki. Okurken çok etkilendiğim kısımlar, genelde yazarın geçmişten bahsettiği olay örgüleri oldu. Kitabın sonlarına doğru, başta sadece ismi geçen Harun ve Fatoş gibi karakterlerin hikayelerine ve ana hikayeye olan etkileri üzerinde durulması, kafamda kitapla ilgili hiçbir soru işareti bırakmadı. Kitabı bitirdikten sonra her bir karaktere ayrı ayrı üzüldüm, her bir karakterin neyi neden yapmış olabileceğini sorgulamaya başladım. Şehnaz, Ayhan Hanım, anneanne Hatice Şehbal, Esme, Eyşan ve E.'ye bile çok üzüldüm. Bu kadar karakter travmatik olaylar yaşadıysa demek ki gerçekten de insanın ailesi, geçmiş kuşakları, geçmiş kuşakların yaşadığı travmalar her bir karaktere miras olarak kalmış. Belki de bizim de şu anda hayatımızı meşgul eden üzücü olaylar geçmiş kuşaklardan bir yakınımızın bize mirası... Son olarak kitapta asla
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma