Ezbere bir şekilde, "Kötülüğün tohumları," dedi, "içimizde."
Koltuk sahipleri onu başlarıyla onayladı. "Bizim çocuklarımız. En kötü tohumlarımız olacak."
Dünyaya daha tohumları ekilmeden çocukların rolleri belliydi.O tohumlar büyüdü, kötülük içlerine katre katre nakşedildi. Kötülüğün tohumları dünyaya köklerini saldı. Ölümden düşen sahnede kalem kırıldı, herkes kendi rolünü oynadı.
Bir tohum.
İki kötülük.
Biri doğdu, biri öldü. Biri büyüdü, biri hiç büyütülmedi.
Onların tohumları el bebek, gül bebek değildi.
El bebek, öl bebekti.