Kadınlar istemeden evlendirilmiş, bir odaya tıkılmışlardı ve kendilerinden sadece bir şeyle ilgilenmeleri beklenmişti. Bu şartlar altında neyi ilginç ve gerçeğe uygun bir şekilde aktarabilirlerdi ki?
Kadınları korumaktan vazgeçmeniz lâzım, onları farklı işler ve farklı uğraşlarla baş başa bırakın; izin verin ki asker olsunlar, denizci olsunlar, otomobil sürsünler,liman işçisi olsunlar... Işte o zaman kadınlar, erkeklerden daha genç yaşlarda, daha çabuk ölmezler mi? İşte o zaman birisi ortaya çıkıp "Uçak gördüm." der gibi, "Bir kadın gördüm." demez mi? "Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir. "
Ülkenin ve sosyal yaşamın bölünmüşlüğünden, dış güçlerin akıl almaz baskı ve teröründen dolayı Kürtler, bir türlü fırsat bulup kendi dillerini ve kültürlerini geliştiremediler. Ülkenin büyük bir bölümünde hiçbir zaman Kürt dili ve edebiyatını gelistirebilecek kurumlara sahip olamadılar. Dili geliştirebilmek için zorunlu olan ulusal kurum, enstitü, akademi ve kültürel kuruluşları kuramadılar, ülkede çeşitli kültürel merkezler oluşturamadılar, okur-yazar oranını çoğaltamadılar, kitap gazete ve dergi yayımını kitlesel düzeye ulaştırabilecek olanaklar yaratamadılar.
...
...
Bu nedenle, insanların birbirlerini bilgilendirmek için, en basit ve zorunlu iletişim araçlarından bile yoksun ve yukarıda belirtilen acılı tarihi geçmişe sahip bir ülkede, gelişmiş, yetkinleşmiş, güçlü bir yazılı bir edebiyattan söz etmek olanaksızdır, -ve bu durumda olan Kürt edebiyatını, devletleri, kurum ve enstitüleri olan diğer ülke edebiyatlarıyla karşılaştırmak haksızlıktır.