Eylül

Eylül
@bleuetviolet
Currently mastering/reading/dancing/white collaring/being a lover
BSc ChE/MSc ET&M
Yıldız Technical University/Sabancı University
188 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
"Biz aydınlar gerçeği pek tanımıyorduk, yabancısıydık gerçeğin ve ona düşman gözüyle bakıyorduk; dolayısıyla bizim Alman gerçekliğinde, bizim tarihimizde, politikamızda ve kamuoyunda us içler acısı bir rol oynamıştır. Doğru, çoğunlukla söz konusu düşünceyi tüm ayrıntılarıyla kafamdan geçirmiş, bazen gerçeğin şekillendirilmesine kendim de katkıda bulunmayı, sürekli işin estetik yanıyla, sürekli düşünsel-sanatsal yanıyla uğraşmak yerine gerçeğin içinde etkinlik göstermeyi şiddetle özlemiştim. Ama her defasında teslim olup çıkmış, kadere boyun eğmiştim. Sayın generaller ve ağır sanayici beyler yerden göğe haklıydı, biz 'aydınlar' cephesinde us yoktu, bizler zeki boşboğazların oluşturduğu, onlarsız da yapılabilen, gerçeğe yabacı, sorumluluk nedir bilmeyen bir topluluktuk. Yazıklar olsun! Ustura!"
Sayfa 123·Kitabı okudu
Reklam
"Daha önce kişiliğim olarak nitelendirdiğim şeyin yıkım süreci ilerledikçe, Bütün umarsızlığıma karşın ölümden niçin öylesine korktuğumu da anlamaya başlamıştım, bu aşağılık ve iğrenç ölüm korkusunun da benim eski, küçük burjuva ve uydurma varlığımın bir parçası olduğunu yavaş yavaş fark ediyordum."
Sayfa 117·Kitabı okudu
"'Sana dans etmeyi, oyun oynamayı ve gülümsemeyi, ama yine de halinden memnun olmamayı öğreteceğim. Ben de senden düşünmeyi ve bilmeyi, ama yine de halimden memnun olmamayı öğreneceğim. Her ikimiz de şeytanın çocuklarıyız, farkında mısın?' 'Doğru, öyleyiz, şeytan us'tur, onun bahtsız çocukları da bizleriz. Doğadan kopuk, boşlukta asılı kaldık. ama şu anda aklıma bir şey geldi: Sana sözünü ettiğim Bozkırkurdu İncelemesi'nde bir yer var; orada deniyor ki, Harry'nin bir ya da iki ruhu olduğuna, bir ya da iki kişilikten oluştuğuna inanması bir kuruntudur yalnızca. Çünkü her insan bir değil, on ruhtan, yüz ruhtan, bin ruhtan oluşur.'"
Sayfa 115·Kitabı okudu
"Sevimli bir adamdı. Sevimli ve terbiyeli. Boş boş bakan kocaman gözleriyle tatlı tatlı gülümsüyordu; ne var ki, kendisiyle aramda ortak bir şeyden söz açılamazdı. Onun önemli ve kutsal bulduğu hiçbir şey yoktu ki, benim için de öyle olsun. Birbirine karşıt kıtalardan geliyorduk, dillerimiz ortak bir sözcük içermiyordu. (Ama sonradan Hermine bana ilginç şeyler anlattı; o akşamki konuşmamızdan sonra Hermine'ye benim için demiş ki, bu insana çok ilgi göster, çünkü pek mutsuz görünüyor. Hermine bunu nereden çıkardığını sorunca 'Zavallı, zavallı insan," demiş. 'Gözlerine baksana. Gülemiyor.')"
Sayfa 113·Kitabı okudu
"Siz, sayın von Goethe, bütün dâhi kişiler gibi insan yaşamının güvenden yoksunluğunu ve umarsızlığını açıkça gördünüz, an'daki eşsiz güzelliği ve bu güzelliğin sonradan içler acısı şekilde solup gidişini, güzelim yüce bir duygunun bedelinin sırdan günlük yaşam zindanında soluğu almaktan başka türlü ödenemeyeceğini, doğanın yitirilmiş masumiyetine duyulan yakıcı, bir o kadar da kutsal sevgiyle ölümcül bir savaşı sonsuza dek sürdüren us ülkesinin ateşten özlemini, boşluk ve belirsizlik içindeki bütün bu korkunç salınımları, ölümlülüğe mahkûm edilmişliği, kesin geçerliliğe asla ulaşılamayışı, bu hep deneyselliği, bu hep amatörlüğü, kısaca insan varlığının tüm umarsızlığını, kaçıklığını ve yakıp kavurucu çaresizliğini duyumsadınız. Aşinaydınız bütün bunlara ve zaman zaman da bunları dile getirdiniz. Öyleyken tüm yaşamınızla tam tersini vaaz edip durdunuz, inanç ve iyimserlik taşan sözler söylediniz hep, aldatmacaya başvurup gerek kendinizde, gerek başkalarında ussal çabalarımızın bir süreklilik ve anlam taşıdığı izlenimini uyandırmaya çalıştınız. Derinliklerde yaşayanların çağrılarını, çaresizlik içindeki gerçeğin sesini duymazdan geldiniz ve gerek kendinizde, gerek Kelist ve Beethoven'da bastırdınız bu sesi. Onyıllar boyu öyle davrandınız ki, sanki bilgi depolamanız, koleksiyonculuğunuz, mektuplar yazmanız ve toplamanız, sanki Weimar'da geçen bütün ihtiyarlık günleriniz, yaşanan an'a gerçekten sonsuzluk kazandırmak için seçilmiş bir yoldu; oysa stilize ederek bir mask durumuna sokabildiğiniz doğayı ussallaştırmak için an'ı mumyalaştırmaktan başka şey elinizden gelmedi. Böylece içtenlikten uzak bir tutum sergilediniz, işte size yönelttiğimiz eleştiri."
Sayfa 88·Kitabı okudu
Reklam