Kabile eşitlikçiliğini dengesini korumak hiçbir zaman kolay olmamışsa ve devletin ortaya çıkmasından çok önce mütevazı statü farkları doğmaya başlamışsa, devletin kendisi ve onun dinsel-siyasal olarak sembolleştiriilmesi yeni istikrarsızlık formlarına yol açmıştır.görmüş olduğumuz üzere, ara dönemler kozmolojik düzen hakkında ciddi sorunlara erişmiştir; kral nerede? tanrı nerede? niçin aciz? niçin saldırganlar bizi öldürüyor da hiç kimse bizi savunmuyor? Siyasal birlik bir kez yeniden sağlanınca, bu sorular yumuşatılabilirdi, ama çatlaklar kalıyor ve yeni sezer doğuyordu; örneğin hükmetme tanrısal kayraya bağlıydı ve kötü hükümdarlardan geri çekilebilirdi yahut bireyler baştaki tapının aracılığı olmadan doğrudan doğruya tanrılara başvurabilirlerdi. böyle sezgiler eksen çağında açıkça dile getirilebilirdi ama eskil toplumlarda süregelen bir evrensel birliğin içindeki çatlaklar olarak kalmışlardı.
kişiye iyi görünen,
tanrının önünde bir suçtur.
kişinin yüreğine kötü gibi gelen
tanrının önünde iyidir.
tanrıların akillari kim kavrayabilir
göğün derinliklerinde?
o kutsal derin suların düşünceleri,
kim onları ölçebilir?
bunların sardığı insanlık nasıl anlayabilir,
yollarını tanrıların?
thorkild jacobsen /the treasures of darkness (164)
Oynayan her çocuk bir ozan gibi davranır, kendine göre bir dünya yaratır ya da daha sağlam olarak anlatıldığında, şeyleri zevkine göre yapılmış yeni bir düzenlemeye göre kendi dünyasına aktarır. onun bu dünyayı ciddiye almadığını söylemek haksızlık olacaktır; tersine, oyununu çok ciddiye alır:onun üstüne yoğun şekilde duygu harcar. oyunun karşıtı (antitezi) ciddilik değil, gerçekliktir.