Sana blöf yapmıştım oysa. Sana puzzle falan getirmemiştim. Seni çok özlemiştim o da bahanemdi. Bir kere bile beni merak edip gelmeyen adama ayaklandığım ilk fırsatta koşarak giden olmayayım diye bahanem olacaktı. Gelmemi engelleyeceğin hiç aklıma gelmemişti. Engelledin. Sonra da hiç merak edip gelmedin. Nasıl olduğumu bile sormadın. Bir daha da gururumdan ben gelemedim. Çok kırıldım, üzüldüm. Yine de hep seni anlamaya çalıştım.
Ankara’nın dış politika genetiğinde sıkıştığı an rasyonel bir uzlaşı arama ya da kurumsal bir geri adım atma kültürü yok. Gideceği yer, hafızasındaki en tanıdık sayfadır: Asimetrik şantaj, yeni krizler üreterek kaldıraç yaratma ve Batı’yı "Eksen değiştiririm" kartıyla korkutma. S-400 hamlesi, bu zihniyetin zirve noktasıydı. F-35 programından dışlanma, milyarlarca dolarlık finansal/teknolojik zarar ve savunma sanayiinde kurumsal bir izolasyon pahasına o kumar oynandı. Kasım 2026'da Trump sonrası Washington kapıları yüzümüze kapandığında, iktidarın benzer bir "delilik döngüsüne" girip yeni stratejik hatalara imza atması tam da bu refleksin gereğidir. Cumhurbaşkanı’nın geçen sene (2025) Çin'deki Tiencin Zirvesi’ne bizzat gidip "Hedefimiz ŞİÖ’ye tam üyelik" diye bastırması, tam olarak Batı’ya fırlatılmış yapısal bir sis bombasıydı. ŞİÖ ya da BRICS, Türkiye’nin her ay milyarlarca dolar borç çevirmek zorunda olduğu Londra piyasalarının, Batı finans sisteminin (SWIFT) veya en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin yerini dolduramaz. Çin ve Rusya buraya sıcak para pompalamaz; aksine Türkiye'yi kendi sanayi malları için bir açık pazar olarak kullanır. Türkiye’nin ŞİÖ ile flört etmesi, NATO’nun sunduğu o kurumsal güvenlik şemsiyesinin ikamesi olamaz. S-400’ler hangarlarda çürürken, kuzeyde Rusya’nın, güneyde İran’ın (her ikisi de ŞİÖ üyesi) jeopolitik baskısını tek başına göğüslemek zorunda kalacak bir Türkiye, Avrasya ittifakında ancak "uydulaşmış" bir aktör konumuna düşer. Kasım sonrasında Washington’da kurumsal akıl geri döndüğünde, Ankara’nın masaya yeniden S-400 benzeri bir "hata" (örneğin Rusya ile yeni bir askeri/stratejik bağımlılık ilişkisi veya BRICS/ŞİÖ üzerinden tam üyelik zorlaması) sürmesi kuvvetle muhtemel. Ancak bu kez ekonomi o kadar hassas ve kırılgan
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Elin güçlüyse, blöf yapmaya ihtiyaç duymazsın. (Time Traveler - Kan ve Kafein)
Kendi Aciz Kalemimden
915 Deneme4/Yalan İle Hakikat
Hikaye bu ya. Yalan ile Halikat iki arkadaş olmuş. Yalan, hemen her konuda yalan söylermiş. Hakikat, kendisinin böyle bir huyu olmadığı için karşısındakinin böyle bir huya sahip olacağını düşünemiyor; sorgulama gereği duymadan söylenen yalanlara inanıyormuş. _Hatta yaptıkları sohbetin birinde Yalan şöyle bir soru sormuş: "Yalan her yerde ve zamanda yalan mıdır? Yoksa söylenmesi gereken yerler var mıdır?" Hakikat: "Yalan, yalandır; eğip bükmeye gerek yok." cevabını vermiş ve zamanla soruyu soran Yalan'ın aslında yalanın ne olup olmadığından ziyade Hakikat'in yani kendisinin bu konu hakkında ne düşündüğünü öğrenmek olduğunu anlamış._ Düşünemiyormuş böyle bir şeyin olacağını ama gün gelmiş Yalan'ın yalan söylediğini fark etmiş. O ilk an: "Acaba yanlış mı anladım?" "Yanılıyor olabilir miyim?" diye düşünmüş. Ortada yalan söyleyecek bir neden bulamıyormuş. Evleri ayrı, yolları sapa imiş. Ama bir gün çok net bir yalana şahit olmuş. Yalan, Dolan ile program yapıyor, programın olduğu zamanlarda Hakikat'e haber veriyormuş. Bir akşam haber vermemiş, ama olacak ya Hakikat, programa denk gelmiş. Ertesi gün: "Dün akşam program var mıydı? Haber vermedin." "Program yapmadık, Dolan hastaydı, yoktu." Bu cevap ile allak bullak olan Hakikat, temkinli davranmaya gayret ederek iletişime devam etmiş. Yalan'a o kadar güveniyormuş ki, niçin yalan söylediğini anlayamıyor, yalan söylediği için üzülüyor, onu bu huyundan vazgeçirebilmenin yollarını arıyormuş. Kendisine bu konuda güveniyor, buna çözüm bulacağına inanıyormuş. Yalan'ın hayatını sistematik yalan üzerine kurduğunu bilmiyor, böyle bir şey aklına dahi getirmiyormuş. Bu tip kişilik yapısıyla bu kadar yakın, ikili iletişimde daha önce bulunmamışmış hiç. Yalan, yazar çizer takımındanmış. Edipmiş, yazıları varmış; halihazırda basılı kitabı
Geceye
Tip. İlk genel geçer argümandır. Sonra ruh gelir. Hani kıyafetinle ağırlanır fikrinle uğurlanırsın düsturu gereğince.hoca nasrettinin kürkü minvalinde, İlk etap yanılsama sonrası ise kanıksama evresi. Aslında habire bir blöf dünya, Habire bir oyun. Her kulvar da. Önce yanılsama sonra kanıksama sunuyor. Ayık ol diyedir belki de