Hükümdarın biri çaresiz bir hastalığa yakalanmış.
Ülkenin bütün hekimleri ne kadar uğraşsalar da bu hastalığa bir türlü çare bulamamışlar. Başka ülkelerden hekimler gelmiş, onlar da çare olamayınca, ne kadar falcı, büyücü varsa hepsi de saraya getirilmiş. Ancak onlar da çare olamayınca hükümdarın çaresizliği günden güne büyümüş. Artık hükümdar çaresiz bir şekilde hastalığını kabullenip ölümü beklemeye koyulmuşken sarayın kapısına yaşlı bir kadın dayanmış ve hükümdarın hastalığına bir çaresi olduğunu söylemiş.
Saraya çıkarılan kadına hükümdar hasta yatağından güçlükle seslenmiş:
“Senin getirdiğin çare ne?”
Kadın şöyle cevap vermiş:
“Adamlarınız bütün ülkeyi dolaşıp, ülkenin en mutlu adamını bulacak ve onun gömleğini alıp size getirecek. Siz de o gömleği giyince kurtulacaksınız.”
Hükümdar bu sözleri işitince önce hiddetlenmiş ama sonra kabul etmiş. Adamlarına emir vermiş:
“Gidin, memleketin en mutlu adamını bulun getirin.”
Bunun üzerine hükümdarın adamları kapı kapı dolaşmaya başlamışlar. Önce zenginlerin kapılarını çalmışlar. Ne de olsa zenginlerin dertleri tasaları yoktur diye düşünmüşler. Bolluk ve ferah içindeler... Olsa olsa sadece zenginler mutlu olurlar.
Ancak karşılaştıkları manzara çok şaşırtıcıymış.
Zenginlerin arasında mutlu olan bir kişi bile yok. Ardından toplumun her kesiminden insanı ziyaret etme ye başlamışlar. Ne var ki aradıkları mutlu adamı hiçbir yerde bulamamışlar.
Sokaktaki dilencilere kadar, memleketin en fakir, en yoksul insanlarına kadar dolaşmışlar ama nafile...
Koca memlekette mutlu bir adam bulamamışlar.
Issız arazilere kadar çıkan adamlar elleri bomboş, yorgun, perişan ve korku içinde dolaşmaya devam etmişler. Sonunda mutlu bir adam bulamayacaklarını anlayıp susuzluklarını gidermek için çeşme aramaya başlamışlar. Issız arazinin
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Hayallerden uzak dur, gerçekliğin peşinde ol!
Ayaklarını insanlardan yukarıya kaldır ve tutkulu ol!
Bilmelisin ki dağların ve ovaların ötesini görebilmek için kanatlarını çırpıp en yükseklere uçman gerekir..."
Kulakları duymayan insana neyi nasıl anlatabilirsin? Gözleri görmeyen bir insana neyi nasıl gösterebilirsin?
Hz. İsa'ya sormuşlar "Bu dünya denilen yerde en zor olan şey nedir?" diye. Hz. İsa cevap vermiş: "Anlamayana anlatmak."