"Bir insandan nefret ettiğimizde onda kendi içimizde gömülü bir şeyden nefret ederiz," dedim, dolap kapaklarını açık bıraktığımdan yakındığında. "Bizim içimizde olmayan bir şey bizi rahatsız etmez." "Ben dolap kapaklarını hep kapatırım," dedi Epsilon. ''Ama kalbinin kapısı sonuna kadar açık duruyor," dedim. "Evet, aslında bunda haklısın," dedi Epsilon.
Her alanda, asıl yenilgi, unutmaktır, özellikle de sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak, insanların ne derece hırt olduklarını asla anlayamadan gebermektir. Bizler, mezarın önüne geldiğimizde, boşuna şaklabanlık yapmaya kalkışmamalıyız, öte yandan, unutmamalıyız da, tek sözcüğünü bile değiştirmeden her şeyi anlatmalıyız, insanlarda gördüğümüz ne kadar kokuşmuşluk varsa, hepsini, sonra da yerimizi sıradakine bırakıp, uslu uslu inmeliyiz deliğin içine. Tüm bir yaşamı doldurmaya yetecek bir uğraştır bu.
“…Özetle dahildeki vatana karşı hissizlikle itham edilmemiz bizim için müthiş bir azaptır. Her halde yakın bir gelecek bunun aksini ispat edecektir."
Sayfa 66 - Doktor Bahattin Şakir’in, Trablusgarp'tan yazılan ve kendisini ve Paris'te yaşayanları ülke içinde yaşananlara karşı duyarsız olmakla eleştiren bir mektuba cevabından·Kitabı okudu