Sosyal medyanın bu derece rağbet görmesinin nedeni insanların reel hayatta yaşadıkları "elalem ne der" korkusundan kısmen de olsa uzaklaşmalarıydı. Özellikle de fake hesap ile akın akrabayı da ekarte edenler için özgürce var olunabilir bir alan oldu buralar.
Mesela; yazdığı şiirleri reelde kimse ile paylaşamayanlar, özgürce yazdı burada. Gülsem hafiflik olarak görülür mü, ağlasam ayıplayan olur mu demeden sergilendi duygular. İnançlar savunuldu, siyasi görüşler tartışıldı. Tabii bununla birlikte buraların sağladığı en büyük lüks olan engel butonu da bolca kullanıldı. Neden kullanılmasındı? Reel hayattaki mecburiyetler yoktu ki burada. Herkesin varlığı bir tuşa bağlı sonuçta. Hoşlanmadığımız şeylerden kurtulmak bu kadar kolayken, elbette kullanacaktık bunu.
Derken zaman geçti ve insanın sosyal bir canlı oluşunun gereği olarak samimiyetler kurulmaya başlandı. Tıpkı reelde olduğu gibi burada da bir çevremiz oldu. Direkt konuşmasak da aynı binada ya da aynı mahallede yaşayan insanlar gibi birbirimizin varlığına alıştık. Kendi listemde yıllardır ekli olan onlarca insan var mesela.
Zaten nolduysa bu alışkanlıkla birlikte oldu. Reelde kaçtığımız o korku bizi burada da buldu. Ayrışmaya ve sadece bizim gibi düşünen insanlarla muhatap olmaya başladık. Şiir yazanlara "hayırdır kime yazıyorsun bunları" diyebilirdik artık. Gülüp eğlenenleri ciddiyetsizlik ile suçlayabilir, dert anlatanları yargılayabilir, yüzlerce el değmemiş dedikodu üretebilir, fikirlerimizi sorgusuz alkışlayacak taraftarlar bulabilirdik.
Bizim gibi inanmayanı tekfir etmek, imanını sorgulamak hatta dinden çıkartmak en doğal hakkımızdı artık. Bizim dogrumuza doğru, egrimize eğri demeyenle ne işimiz olsundu.
Şimdi bakıyorum, herhangi ciddi bir konuda yazmak için kripto, vatan haini, dinsiz, yobaz, geri kafalı,