Yn

Değişim! Varolan herşey için kaçınılmaz ve süreklidir değişmek. Elbette insan için de böyledir. Kendi doğal akışında gerçekleşen değişimlere daha hızlı ve kolay ayak uydurur insan. Hazmederek değişir zira... Bir de zorlama değişimler vardır. Belki birilerini memnun etmek için, böyle daha iyi olacağına inandığımız için değişiriz. Ve bu istisnasız her insan için kötü sonuçlanır. Sebebi basittir aslında; doğal değişimler tam olarak ruhumuzun ölçülerine uygun olarak dikilmiş bir kıyafet gibiyken, zorlama değişimler emanet ceket gibidir. Başkasının kalıplarına uygun hazırlandığı için, ya dar gelir sıkar, ya da içinde kaybolacağımız kadar geniştir. Ve çekiştirir dururuz ruhumuza uydurabilmek için. Olmaz elbette ve bu sefer de ruhumuzu çekiştiririz; eğer, bükeriz o kalıba uysun diye... İşte o zaman şu hakikat ile karşılaşırız: biraz daha bükebileceğine inandığı her şeyi kırmıştır insan! Siz hiç kendinizi kırdınız mı? *** 2 yıl önce yazmıştım bunu. Dediğim gibi değişim devam etti, ediyor ve edecek. Bildiğimiz, öğrendiğimiz hakikatlere yenileri eklenecek. İdrak ettiğimiz her hakikat değişim döngüsünü sağlayacak. Bir söz okudum geçenlerde. Nerede okudum ya da kime ait hatırlamıyorum. Şöyle diyordu: aslında hiçbir şey yaşandığı anki kadar kötü, hatırlandığı zamanki kadar güzel değildir. Bu da hakikat!
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Evinize Kem Gözlü Ahmak Bir Adamı Davet Eder Miydiniz? İslam Tarihinde Uyeyne bin Hısn isimli bir adamın ismi birçok olayda geçer. Bu kişi bir seferinde Peygamber Efendimizin evine paldır küldür, izin almadan girer. Peygamber Efendimiz Hz. Âişe’nin olduğu odadadır. Adam içeriye izinsiz girince Hz. Aişe hızlıca toparlanır ve odadaki perdenin arkasına geçer. Peygamber Efendimiz, neden izin almadan giriyorsun diye sorar. Adam, ben kendimi bildim bileli kabilemden kimsenin evine izin alarak girmiş değilim der. Bu arada Uyeyne, Hz. Âişe’yi görmüş olur. Bu kızıl tenli kadın kimdir ey Allah'ın Resulü diye sorar? Peygamber Efendimiz, Ebubekir'in kızı Âişe’dir diye cevap verir. Uyeyne, sen bunu benim için boşa. Ben de kendi eşimi senin için boşayayım. Üstüne de bir tane daha vereyim der. Peygamber Efendimiz, Allah bunu haram kıldı. Gerek yok der. Sonra bazı hususlarda daha konuşurlar. Uyeyne çıkıp gider. Küplere binen Hz. Aişe bu kimdir diye sorar? Hazreti Resulullah Efendimiz, kabilesi tarafından sözü dinlenen ahmak bir adamdır der... ... Şimdiki ahmaklar internet ile evlerinize izinsiz giriyor. Kadın çarşaf giymiş güya. Yanakları sakallı kocasının yanaklarında. Burun buruna poz vermişler. El ele romantik bir yürüyüş yapıyorlar. Salına salına cilve yapıyorlar. Bir buse alıyor... Hepsi de İnstagram sayfasında duruyor. Sonra ahmak bir adam sayfayı süzüyor. Vay be ne güzel kadınmış diyor. Kadının tüm cilvelerini görüyor. Hatta evinin odalarını, hatta yatak odasını görüyor. Yatak odasında reels videosu çekmiş. Yatağın içinde tiktok videosu çekmiş. Kadın, yatakta uzanan kocasına seccadeyi gösteriyor. Aşkım, haydi namaza diyor. Adam da kadın da penguen gibi salına salına güya namaza kalkıyorlar... Kadının tüm hatları ve hataları ortada. Makyaj malzemesi bile... Uyeyneler
Din
"kendine bır ayna ara!"
İnsanlar
Bazen, olmaz... Ne yapsan da olduramazsın! Zamanla bir soru olarak yerleşir zihnine bu olmayış: " Neden; neden olmuyor?" O kadar çok sorarsın ki bunu kendine; sebep ararsın, bildiğin her yolu denersin olur mu umuduyla. Ve her olmayışta tekrar tekrar sorarsın. Neden? Sordukça büyür zihninde, yüreğinde, ruhunda kapladığı alan... Aslında cevap basittir ve gözünün önündedir. Fakat, belki zamanı gelmediği için belki de çok karmaşık bir cevap beklediğin için, göremezsin... Sonra aniden cevap çıkıverir karşına, şaşırır kalırsın onca zaman göremeyişine. Bir yandan hafiflersin, bir yük kalkmıştır yüreğinden; öte yandan üzülürsün, çünkü artık soru önemini yitirmiştir ve silinecektir. Geriye ise kocaman bir boşluk kalacaktır ve cevap dolduramayacaktır o boşluğu!
Duygu ve Düşünce
Üç Aynalı Kırk Oda D - Suskunsun, ne düşünüyorsun Celalettin? C - Kasadaki kız! D - Kasadaki kız? C - "Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz." D - Üç Aynalı Kırk Oda/Murathan Mungan C - Hı hı D - O vakit herkesin herkesten saklandığı bir zamandayız, herkes fazlasıyla görünür durumda. Fakat ne kadar oldukları gibi görünüyorlar işte o belli değil. Bunun nedenini anlamak zor değil aslında. Ne kadar görünür olursan, o kadar kısıtlanıyorsun. Çünkü insan için "en doğru" kendi doğrusudur. O doğruya uymuyorsan sen eğrisin. C - Zihnimiz ilginçtir, boşluk kabul etmez. Sen ufacık bir parçanı gösterirsin onlar boşluğu algıları ile doldurur. Aslında hiçbirimiz görünmüyoruz, uygun şekilde doldurulacak boşluklar veriyoruz insanlara. D - Peki ya sen, sen de herkesin gördüğü fakat kimsenin tanımadığı kasadaki kız gibi mi olmak isterdin? C - Hayır, ben görünmeyen olmak isterdim. Öyleydim de zaten, senin hikayenle görünür oldum. D - Kendi hikayen olsun istiyorsun. Ne kadar görüneceğine senin karar verdiğin bir hikaye. C - Çok şey mi istiyorum? D - Hayır. Herkes gibi senin de hakkın dilediğin kadar görünmek ya da görünmemek. C - O vakit, özgür müyüm? D - Her zaman özgürdün Celalettin.
İnsanlar