Yn

Yüksek, yüce idealler, sınanamaz hedeflerin olduğu yerde, büyük İnsanlık ihlalleri, büyük istismarlar ve bir davarlaşma, sürüleşme hali var demektir. Yüceltme, her zaman us'dan uzaklaşma demektir. Yüceltme ve büyük aşağılamaların, büyük suçlamaların ve büyük övgülerin olduğu yerde us yoktur. Dolayısı ile orada istismar, katakulle, dolandırıcılık, sahtecilik, aldatma, yalan vardır. Doğan Cüceloğlu
İnsanlar
Reklam
Bir hikaye: Herhangi bir zaman diliminde birtakım insanlar insanlıklarını yitirmiş; Karun gibi yaşayıp, Harun gibi poz vermeye, İblislik yapıp, İdris gibi görünmeye, Hınzırlık peşinde koşup, Hızır'lık taslamaya başlamışlardı. Demiş öğretmen 12 / Mayıs / 2019
1000k
90 bin cami, 150 bin din görevlisi, 100 ilahiyat, binlerce imam hatip var. Ama toplum niye böyle? İçki, kul hakkı, hırsızlık, boşanma, şiddet, zina gittikçe artıyor...Yukarıdaki cümlelerin benzerlerini defalarca gördünüz. Bunu yazanlar bile demek ki, kurtuluşu yine camilerden, ilahiyat fakültelerinden ya da imamlardan arıyor...Ben farklı bir noktaya temas etmek istiyorum.Türkiye'deki meyhane, birahane, bar, içkili mekan, gece kulübü sayısı camilerin onlarca katı daha fazla... İlahiyat fakültesinden daha fazla fuhuş evi var. İmam hatip okullarından daha fazla gece kulübü ve zina evleri var. Fuhuş evlerine, gece kulüplerine, plajlara, meyhanelere gelen kişi sayısı, cami cemaatinden, ilahiyat öğrencilerinden ve imam hatip öğrencilerinden daha fazla. Bir haftada 100 civarında dizi izletiliyor. Bir iki tanesi hariç hepsi zina, aldatma, şiddet, hırsızlık, dolandırıcılık, içki, kumar ve gayri ahlaki ne varsa onu aşılıyor. Gündüz, kadın programlarında aile bağları değil, aile nasıl dağıtılır konusu anlatılıyor. Moda, tüketim, estetik, kadın cinselliği, mutfak, parfüm, sanat adı altında çıplaklık anlatılıyor...Tüm bunlar sanki toplumu ıslah ediyor da camiler ifsat ediyor. Bir haftada gece gündüz izlenen, iletilen pis yayınlar sanki dürüstlüğü anlatıyor da ilahiyat fakülteleri aksini anlatıyor!Meyhanelerde, birahanelerde, plajlarda saygı, sevgi, hoşgörü, mertlik anlatılıyor da imam hatiplerde farklı şeyler anlatılıyor...🖤Cuma namazının hutbesine bile zar zor geliyorlar. Hutbede de çoğunun zihni dağınık.Yüzlerce sosyal medya uygulaması ahlak anlatıyor da imamlar ne yapıyor diye soruyor?Tictok, Facebook, Twitter, Instagramda namus anlatılıyor da hocalar başka bir şey anlatıyor..Suçu ne hocalarda ne ilahiyat fakültelerinde ne imam hatiplerde aramayın.Hanginizin ilk on televizyon
Din
Kurandaki edebi sanatlardan biri de benzetmedir. Eşleriniz sizin için birer elbisedir. Siz de onlar için birer elbisesiniz. Bakara Sûresi 187 Bu âyette eşlerin ikisi de elbiseye benzetilmiştir. Benzetme sanatını anlamak için önce benzetilen yere bakmak gerekir. O zaman benzetme sanatının güzelliği anlaşılır. Elbise Dünyadaki canlılar içerisinde elbise kullanan sadece insandır. Elbise insanı sıcaktan korur. Soğuktan korur. Yağmurdan korur. Güneşten korur. Elbise insanı güzel yapar. Emlbise insana estetik katar. Elbise ruhun aynasıdır. Elbise kültürel değerler taşır. Elbise milletlerin öz kimliğidir. Bir çok millet elbiseleri ile tanınır. Eşlerimiz bizi günahtan korur. Sıcaktan ve soğuktan koruyan elbise gibi Eşlerimiz bize güzellik ve estetik katar. Biz onlar ile biliniriz. Onlar da bizimle bilinir. Eşlerimizin yaptığı güzellikler bize de değer katar. Yaptıkları nahoş işler de bize zarar verir. Tıpkı kötü ve pis elbise giydiğimiz zaman değer kaybedip, güzel ve temiz elbise giyince değer kazandığımız gibi Eşlerimiz bizim kültürümüzü taşır. Çocuklar hem annelerine hem de babalarına benzer. Eşlerimiz bizim kimliğimizdir. Bizim olmadığımız yerlerde bizi temsil ederler. Sizler eşlerinizi koruyan, güzelleştiren ve estetik katan bir elbise gibisiniz. Onlar da sizin için öyleler.
Din
Bir paylaşımla gelen, bir paylaşımla gidiyor. Dün hoşunuza giden bir şey paylaştım diye bugün de hoşunuza gidecek bir şey paylaşacağım anlamına gelmez. Her zaman bir taraf tutmak zorunda değilim. Kimsenin tarafını tutmak zorunda da değilim. Bugün seni eleştiririm ama yarın sana destek veririm. Bugün destek verdim diye yarın eleştirmeyecek değilim. Benim taktığım iki gözlük var. En başta İslam gözlüğü var. Dini, dine dair şeylere bu gözlükle bakarım. Diğeri insan gözlüğümdür. İnsana, insanlığa, hak, adalet, zulüm gibi konulara bu gözlükle bakarım. Başka da gözlüğüm yoktur. Siyaset gözlüğü ile bakmam. Tarikat, cemaat, dernek, kurum, şahıs, parti gözlüğü ile bakmam. Bırakın bazıları da böyle kalsın. Sağda ya da solda olmak zorunda değilim. Orta yol iyidir. Gerçi ortada olanlar sağdan da dayak yer, soldan da dayak yer. Ama ikisine de yakın olduğu için yediği dayak incitici değildir. Ama soldaki sağdakine uzak olduğu için yumruğu da tekmesi de sert gelir. Elbisemi temiz tutmaya çalıştığım kadar kalbimi de dilimi de temiz tutmaya çalışırım. Dili pis olanın, kalbinin temiz olduğuna inanmıyorum. Dili pis olanın, elbisesinin temizliğini, kusurlarını örtme olarak görüyorum. Hepimiz öleceğiz. Hepimize sadece kendimizi soracaklar. Yıllardır dünyayı değiştirmeye çalışan adama soracaklar: Namazını kıldın mı? Komşuna eziyet ettin mi? Ahlaklı oldun mu? Dürüst oldun mu? Adil oldun mu? Herkesin olaylara bakışı farklıdır. Ben senin bakışına karışmak istemiyorum. Sen de benimkine karışma. Evet, üslupçuyum. Sana karşı da üslupçuyum, hasmıma karşı da üslupçuyum. Sana iyi insan kimdir söyleyeyim mi? Dostlarının takdirini alan değil, düşmanlarının takdirini alan kişidir iyi insan. Hepimiz Ömer değiliz. Ben de Ömer değilim. Bize Ali de lazım, Ebu Zerr de lazım, Osman da lazım,
Din
Reklam