Bizim çok yıkılmış, çaresiz kalmış insanlarımıza, dört çocukla kalmış köy kadınlarına bakın; varoşlara bakın, bir şey anlatırken hep gülerler. Bizim bastırılmış, çaresiz insanlarımız bir şeyi anlatırken ha bire gülüyorlar. Çıldırmamak için, çaresizlik başa çıkılmaz bir şey olduğu için gülüyorlar. Kapıda bir hasta bakıcı duruyor, içeride ölmek üzere biri yatıyor, herkes gülüp duruyor. Bakın televizyona, aklı başında biri ciddi ciddi cevap verir sokak röportajlarında ama düşkün bir adam hep güler nedense. "Ne diyeyim bilmem ki..." der ve güler. Demek ki acı çekmenin refleksi gülmek de olabiliyor. Niye alaya alıyoruz her şeyi? Kaosun içine düştük, her şey söylendi, şimdi sadece kahkaha atıyoruz olup bitenlere.
Anonim