Çocuklukta yaşanan ağır travmalar insanda ne gibi sonuçlara yol açar, travmalarla insan nasıl başa çıkar, yaşamın başında başa gelen talihsizlikler geri kalan hayatı nasıl etkiler gibi soruların cevabını veren harika bir romandır kendisi.
Aynı zamanda varlığına inanılmayan bir hastalık sayesinde işlediği suçlardan beraat eden bir adamın hikayesidir bu kitap. Günümüzde hala varlığına inanılmasa da birçok insan bu hastalıktan muzdarip ve tanı bile alamamış, doğru tedaviyi göremeden yaşamını sürdürüyor maalesef. Psikiyatrinin yetim hastalığı da denen çoklu kişilik bozukluğu tedavisi olmasına rağmen görmezden geliniyor, atlanıyor, tedavi edilmiyor. Umarız bir gün hastalığa karşı farkındalık artar ve birçok hastanın mağduriyeti bir gün giderilir ve insanlar sağlığına kavuşurlar.
Billy milligan’a gelirsek 24 farklı kişiliği kendinde barındıran karmakarışık bir insan diyebiliriz. Çocukluğu üvey babasının zülmüyle geçmiş, çocukluğunu yaşayamamış. Hatta hatırlamıyor bile. Çünkü beyni hayatta kalmak için bu anıları silmesi gerekmiş. Ya da başka biri yaşadı bunu diyerek kişilik oluşturması… Geriye kalan paramparça bir zihin, sürekli bilinç ve kişilik değişiklikleri, zaman atlamaları ve unutkanlıklar. Birbirinden farklı isimde ve yetenekte insanlar. Suç işleyen bir lezbiyen Adalana, acı çekmekle sorumlu bir çocuk olan David, tehlike anında ortaya çıkan öfkeli Ragen ve her şeye vakıf bir Öğretmen. Muhtemelen karmakarışık bir hayat. İşlediği suçlardan sonra yakalanmasıyla ömrünün kalanını cezaevinde ve akıl hastanesinde geçirmiş Billy Milligan. Ve maalesef hiçbir zaman kişilikleri onu bırakmamış.