Hayatımdaki tüm olayların Yenilik denen iğrençliğe dokunmak anlamına geldiğini, yanaştığım her yeni insanın, masama koyup karşısında her zamanki korkulu düşüncelerime daldığım bilinmezliğin yeni ve canlı bir kırıntısı olduğunu fark ettiğim anda her şeyden el çekmeye karar verdim, hiçbir amacım olmayacak, olabildiğince az hareket edecek, mümkün olduğu kadar saklanacaktım ki ne insanlar ulaşabilsin bana ne de olaylar, bu
perhize büyük özen gösterecek, vazgeçişlerimi en uç noktaya dek götürecektim. Sırf yaşama olgusu öylesine korku veriyor, öylesine eziyet ediyordu bana.
… tanrılarla, kaderlerle yan yana olacaksın, onlar gibi hiçbir şeysen, öncen ya da sonran yoksa, ne ifrata ne tefrite meylet, hatta ne de bir kararda durmaya.
Kendine mahkumsun sen, öyleyse başkaları gibi olmaya heveslenmek niye? Gülerkenki samimi neşen de sahte olduğuna, çünkü ancak kim olduğunu unuttuğun zaman neşelenebildiğine göre, niye gülersin ki? Neye yarar ağlamak, zerre kadar işe yaramadığını bildiğin, gözyaşlarından teselli bulmak için değil, yaşlar yüreğini ferahlatmıyor diye ağladığın halde?