Yaşamaya cüret edememiş insanın hafif soluğu, hissetmeyi bilmeyenin kaba yutkunmaları, düşünmekten kaçınmış olanın yararsız mırıltısı - usulca geç git, silinerek geç, mecbur olduğun kasırgalara kapıl, zorla önüne serdikleri yokuştan çık, ister gölgeye yürü ister dünyanın kardeşi ışığa, ister şana ister Kaos’un ve Gece’nin kardeşi yıkıma - ama kendindeki derin karanlıklarda hatırla ki senden sonra geldi Tanrılar ve Tanrılar da zamanı gelince göçer.
Karaltılarla yaşaya yaşaya kendim de düşüncelerimde, hissettiklerimde, kimliğimde bir karaltıya döndüm. Hiç olmadığım o normal varlığa duyduğum sancılı özlem, varlığımın özüne sızdı.
Duygularımın keskinliği, bir türlü anlayamadığım bir hastalığa dönüşmekte. Hastalığı çeken bir başkası, ben ise onun hasta parçasıyım, çünkü gerçekten de, benden daha fazla hissedebilen bir şeyin buyruğu altında gibiyim.