Kötü düşüncelerin, ister yüzlerdeki mertlik ya da kayıtsızlık maskelerinin altında, ister her birimizin içindeki en derin yerde olsun, hareketlerinden çıkarırım ne olduklarını. İçimizde neyin bizi tatlı umutlarla kandırmaya çalıştığını bilirim. İşte bu sayede, yanımdaki insanların çoğunu kendilerinden bile iyi tanırım.
Başkalarının kişiliğimizi istila etmelerinin de özellikle önüne geçmeliyiz. İnsanların bizimle herhangi bir şekilde ilgilenmesinde, eşi görülmemiş bir hoyratlık vardır.
Kesin, sarsılmaz görüşlere, içgüdülere, tutkulara, oturmuş, kendini kabul ettirmiş bir karaktere sahip olmak; hepsi dönüp dolaşıp şu korkunç sonucu doğurur: ruhumuzun bir olguya, dışarıya ait, maddi bir şeye dönüşmesi. Yaşamak, var olanları ve kendimizi bilmediğimiz, tatlı, kıpır kıpır bir haldir; bir bilgeye yakışan, hayat veren biricik yaşam tarzıdır bu.