Bir çağa düştük ki bin derde bedel…
Bir çağa düştük ki her şey ruhundan soyulmuş, paramparça ve hissizlik diz boyu. Bizi oluşturan tüm manâlarımız manâsızlaşmış, Anlamlarımız anlamsızlaşmış…
Her köşe , Evet evet başımızı çevirip baktığımız her köşe hedefi olmayan, birilerinin elinde heder olan , Kimi ise birer kukla misâli nereye götürülse giden gencecik kalplerle dolu. O mahveden umursamazlık, tembellik, serkeşlik belasıyla karşılaşan ve çoğu zaman tutunacak doğru dalı bulamayan tertemiz kalplerle… Doğru ya, Niçin o tutulacak dalı arayıp durmakta gözlerimiz? Niçin bir el bekliyoruz bizleri düştüğümüz çukurlardan çıkartması için. Niçin kurtarıcılar, yazarlar Yahut bir kıvılcım bir işaret beklemekteyiz ? Elbette bir sihirli değnek değipte bizi bambaşka bir insan yapmayacak değil mi ? O halde geliniz Bu hâlet-i ruhiyemizden derhal sıyrılalım. Unutmayın siz istemezseniz hiç kimse size bir şey yaptırmayı beceremeyecek. Okunulan kitaplar, sayısız soysal medya gelişim kanalları,sözleri sizi adam edemeyecek. Peki değecek mi tüm bunlara . Kaybettiğimizi ve böyle gidersek halâ da kaybedecek olduğumuz zamanların hesabı sorulmayacak mı? Aklımızı başımıza almanın tam zamanı şimdi. Kaliteli bir hayat geçirip, geride özlenilesi ve ardından gıpta nazarlarıyla selamlanılası bir hayat çizmek bu kadar mı zor. Hayır ! Katiyen zor değil. Bugün bu gidişatı değiştirmek mi ne dersiniz?
youtu.be/EQbhZD9oQ7Q
Kitapların en yücesinde hani şöyle geçer ya ;
🍂🍂
“Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir."
🍂🍂