Aret Vartanyan

Aret Vartanyan

Yazar
7.7/10
516 Kişi
·
1.733
Okunma
·
278
Beğeni
·
15178
Gösterim
Adı:
Aret Vartanyan
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1978
İstanbul’da, mütevazi bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Aret Vartanyan, küçük yaşlarda yazmaya başladı. Ermeni, Rum, Müslüman, Musevi, Hristiyan, Alevi üyeleri ile küçük yaşta çokkültürlülüğü deneyimleyen Vartanyan, ilkokul sıralarında yazdığı kısa hikayeleri zımbalayarak çevresiyle paylaşır. Ortaokul sıralarında felsefe, psikoloji ve sosyoloji ile ilgilenmeye başlar ve sonrasında insanı, varoluşunu ve yaşamı irdelemeyi, kendi yaşam yolculuğunun odağına taşır.rnrnÜniversite yıllarında, birçok yerel/ulusal yayınlarda yazıları yayınlanmaya başlayan Aret Vartanyan, 1998 yılında internet sitesini kurarak yazdıklarını geniş kitlelerle paylaşır. Ailesinde,İstanbul’da ve özellikle Beyoğlu sokaklarında insana ve yaşama dair gözlemlerini kalemine ustalıkla yansıtan Aret Vartanyan, 2008 yılında ilk kitabı Sen ve Ben ile kısa zamanda onbinlerce okura ulaştı.rnrnİnsana ve yaşama ayna tutan bir sohbet olarak tanımladığı Sen ve Ben, insanın kendini tanımadan, kendi gerçekliğini farkedip ifade edemedikçe dünyayı ve evreni anlamlandıramayacağını, yaşamında farkındalığını bulamayacağı iddasını sayfalarına taşıdı. Yaşamında ve yazdıklarında klişelerden, kalıplardan uzak durmayı tercih eden ve düşüncelerini cesurca paylaşan Vartanyan, korkularıyla, kalıplarıyla, önyargılarıyla kendi yarattığımız kafesi anlamamızı ve çıkış yolunu nasıl bulacağımızı Sen ve Ben’de samimi bir üslupla anlattı. Okurlardan gelen binlerce epostayı tek tek yanıtlayan Aret Vartanyan, Sen ve Ben ile başlayan sohbeti, kitabın ve yazar-okur ilişkisinin ötesine taşıdı.rnrnAret Vartanyan’ın ikinci kitabı ise bu kez aşık olduğu kadın olarak tanımladığı İstanbul’u içine kattığı Bir Nefes istanbul oldu. Ülkemizin önce gelen yazar, sanatçı ve gazetecilerinin önsözleriyle başlayan Bir Nefes İstanbul, bu kez İstanbul ekseninde kendimizi arayışımızı anlatırken, önyargılardan, etiketlerden uzaklaştığımızda birarada yaşamanın nasıl birşey olacağını okurlarıyla paylaştı. Bir Nefes İstanbul, hepimizin aynı gemide nasıl yol yol aldığını okurlarına anlatırken, Anadolu’nun gerçek zenginliğinin farklı renk, kültür ve inanç zenginliğinde yattığının altını kalın çizgilerle çizdi.rnrnMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisansını tamamlayan Vartanyan, İngiltere’de Oxford ve Londra’da eğitimini sürdürdüğü sıralarda Kişisel Gelişim kavramına odaklandı. Kişisel Gelişim çalışmalarında insanın iç dünyasına verilmesi gereken önemin verilmediğine inanan Vartanyan, Kişisel Dönüşüm yaklaşımı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. 2009 yılında Yaşam Atölyesi çatısı altında çalışmalarını başlatan Aret vartanyan’a göre, bireyin yaşanmışlıklarını, duygularını ve farklılıklarını dikkate alarak iç dünyasına eğilmeden yapılan çalışmalar, temeli sağlam olmayan bir ev inşa etmekten öteye geçemiyor ve ilk sarsıntıda yıkılması kaçınılmaz.rnrnGünlük yaşamın bir yarışa dönüşen yoğunluğunda, mesaj bombardımanın ve dünyanın getirdiklerinin altında yaşadıklarını 15 yıllık profesyonel iş hayatında kendisi de deneyimleyen Vartanyan, iç dünyamız ile dışarıdaki dünyanın dengelenmesi ile kendi kişilik ve isteklerimiz doğrultusunda yaşamımızı nasıl inşa edebileceğimizi Yaşam Atölyesi çalışmalarında paylaşıyor. Birkaç yıl süren sınıf eğitimleri, günlük seminerler, kurumsal çalışmalar ve online buluşmalarla iki yıl içinde yüzbinden fazla katılımcıyla buluşan Yaşam Atölyesi, 2011 yılında Türkiye’nin dışına çıkarak Londra ve Newyork başta olmak üzere dünyaya açıldı.rnrnAret Vartanyan’ın üçüncü kitabı Bir Yüz Bir İnsan ise, ‘Bir Bedende Kaç Kişi Yaşıyoruz? sorusuyla okurlarını karşılıyor. Yaşama, varoluşumuza, günlük hayata, aşka farklı pencereler açan Bin Yüz Bir İnsan, her gün büründüğümüz onlarca rolün zihnimizde, ruhumuzda ve bedenimizdeki yansımalarını bir hikaye kurgusunda anlatırken, dünyayı algılama şeklimizi ve kendimizi keşfederek, değiştirerek neler yapabileceğimizi gözler önüne seriyor.rnrnİçeriğinden kitap kapağına, müziği, videosu ve farklı uygulamalarından okura sunulma aşamasına kadar bir çok ilki beraberinde getiren Bin Yüz Bir İnsan, Gökhan Kırdar’ın müziğiyle cümleleri notalara da taşıdı. İstanbul’da farklı lokasyonlarda kurulan 7 ayrı sette çekilen Bin Yüz Bir insan videosu, Türkiye’de bir kitap için çekilen ilk büyük prodüksiyonlu kısa film olma özelliğini taşıyor.rnrnAret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan’da da okurlarıyla paylaştığı gibi, insanın odağında olmadığı her ideolojinin, yönetimin, projenin bütünlükten uzak olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Her bir insanın etiketlerinin arkasına geçildiğinde, sevgiyi, yüksek yaşam standardını koşulsuz hakettiğine dikkat çeken Vartanyan, bugün dünyada yaşanan her şeyin insanlığın bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Bireylerden oluşan dünyayı, bugünkü görünümünden kurtarmak, kendi ifadesiyle dünyayı cennete dönüştürmek ise ise, yine bireyin kendisinden başlıyor.rnrnKendini bilen ve kendi değerlerini koruyarak, kendi olmayı başarıp paylaşarak, bireyin önce kendi içinde ve yakın çevresinde birçok şeyi değiştireceğini ifade eden Vartanyan, kendimizde ve yakın çevremizde başlayan değişimin kelebek etkisiyle tüm insanlığa yayılacağına inanıyor.rnrn‘Ben gerçekleştiğini fiziksel ömrümde göremeyeceğim bir ütopyaya yürüyorum. Tek bir kişiyi bile dışarıda bırakmadan insanın hakettiği yaşamı ve hayallerinin gerçekliğini sunan, sevgi üzerine kurulmuş, bireyin kendi olarak, kendini ifade ederek yaşadığı ve paylaştığı bir dünyayı yaratmak için paylaşıyorum. ‘
Yunus Emre misali bir ben vardı benden içeri ve gel gör ki dışarıya göstermeye çalıştığım bambaşka bir ben vardı. Ne içimdeki ben ne de onun ardındaki bendi. Bambaşka bir ben.
Odama giren başka biriydi, sokağa çıkan başka...
'' Karanlık çöktüğünde, yalnız kaldığında anlıyor insan, günlük hayatın ruhundan alıp götürdüklerini. ''
İnsanlara karıştım, gözlerine baktım, yüreklerinde yer buldum. Sorum aynıydı, “Gerçekten yaşıyor musun? Yoksa sadece nefes mi alıyorsun?”
İnsanlar ihtiyaç duyduklarında yanımızda oluyorlar, bizi şımartıyorlar, istediklerini aldıklarında yok olmuyorlar mı?
328 syf.
·4 günde·8/10
bu kitabı kendim seçerek almadım. arkadaşımının kitabıydı ve kenarda öyle duruyordu.o da okumamıştı.ilk gördüğüm zaman önemsemediğimi itiraf edebilirim.sonra başlamak istedim.ilk başlardan güzel olacağının izlemini vermişti bana.içindeki bilgiler olsun, yazarın samimiyeti olsun severek okudum.ilk defa bir kitabı okurken sabahladım ve ilk defa bir kitabı çizmeden okudum.yazar genel düşüncelerini sunuyor bize. değerli olduğumuzu sürekli bize hatırlatıyor.bu kitabı salt okumadım ama edebilik de beklemedim.çünkü yazarın bize vermek istediği bu değildi , bizi düşündürmek istiyordu.ve düşündüm de... ve itiraf etmeliyim ki sanırım eksikliklerimi başka birileriyle kapatma ihtiyacı duyuyordum ama yazardan sonra bu düşüncelerimin üzerine düşünme fırsatını yakaladım.sanırım kendimde eksik olan bir şeyi karşı taraftan da beklemem çok olması gereken bir şey değil. insan kendisinde eksik olduğunu düşündüğü bir şeyi kendisiyle kapatmalı bunun yükünü karşı tarafa yüklememeli.onun haricinde sagopa’nın şarkı sözlerinin kitapta olması da çok hoşuma gitti.ben, yazarın kitabı tam da tadında bırakıp bitirdiğini düşünüyorum.ve unutmadan gerçekten şu sözü ne kadar çok sevdiğimi söylesem az olacak ama gerçekten çok sevdim:

“ben bir kelebeğim.yarın öleceğim. bir günüm var o da bugün.”

sevgiler...
512 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Aret Vartanyan, bu eserinde Zahir ile Batın (görünen ile görünmeyen) bölümlerinden oluşan, hikaye ve içsel yolculuğa çıkaran derin yaşam felsefesinde harmanlanmış bir bilgi tadında bir eser. Kafa yorucu, tekrar tekrar okuyacağınız ve sorgulayacağınız cümleler var.
512 syf.
·Puan vermedi
Uzun zaman çantamda taşıyıp, en ihtiyacım olduğu anda okumaya başladığım bir kitap oldu Gitme Zamanı benim için. “Gitme zamanı geldiğinde gitmek gerekir. Gitme zamanı bir kez değil, birçok kez gelir. Gitmen gerektiğinde gidemediklerin, bırakman gereken zamanda bırakamadıkların seni yolculuğundan, kendinden, hatta insan olmaktan uzaklaştırır.“ diyordu yazar. Ne de doğru söylüyordu. Hayat bir yerlerde tökezlemeye başladığında anlaman gerekiyordu ki yeni bir başlangıç yapma zamanı… Artık gitme zamanı…
Gitme Zamanı, hayatın kıyısında yaşama tutunmayı reddetme, hayatın içine dâhil olma, kendini bulma, ben olma üzerine yazılmış en güzel kitap diyebilirim. Bu kitabı okurken tüm kahramanlardan kendinize parçalar yerleştiriyorsunuz. Çünkü hayat bir arayış ve doğru yere ancak kendimize soracağımız doğru sorularla ulaşabileceğimizi bilmek gerekiyor. Sevgili Aret Vartanyan da görünen ile görünmeyeni, Zahir ile Batını o kadar güzel anlatıyor ki, kitabın sonunla çıkılan anlam bulma yolculuğu zafere ulaşıyor.
Dilerim bu güzel kitap milyonlarca yüreğe dokunur. Yüreğinize sağlık… @aret_vartanyan #kitap #kitapkurdu#kitapaski#kitapokuyorum#okumagunlukleri#okumagunlugu#instabook #instaphoto#kitapsevgisi #kitapsever #kitapyorum #kitapyorumu#yorum#huzunluyazar#oykuhane #book #booklover#library#bookphotography #bookreview
328 syf.
·Beğendi·8/10
İnsan ayrımı yapmamayı herkes gibi düşünmek zorunda olmadığını, yaşamın çok kıymetli olduğu kafana yer edene kadar bahsediyor yazar. Yaşamak için sadece ve sadece bu anımız var.
248 syf.
·Puan vermedi
Mevlana'nın "Mesnevi"kitabından etkilendiği belirtmişti Aret.Kendisini Siyah Gözyaşı kitabından biliyorum.Kişisel gelişim kitaplarının, popüler kültürü beslemekten ve insanlara 'sözde'tırnak içinde özellikle belirttim bu kelimeyi sözde her şeyi başarabileceklerini,irade ve irade dışı her şeyin sözde insanın tahakkümü altında olduğunu empoze eden,ardından kişinin kesinlikle başaracağına enjekte edilen düşüncelerin başarısızlık sonucunda hayal kırıklığı yaşatan,fırsat eşitsizliği,gelir adaletsizliği,coğrafya,aile yapısı,gelenek,din,dil,sosyal statü gibi kavramları insanlara sunmayan,bir anlık umuda ve avam diliyle bir anlık gaza ihtiyacı olan insanlara verilen benzin olarak görürdüm ki fikrim hala değişmedi.Ama bu bir kişisel gelişim kitabından ziyade;yazarla keyifli bir sohbet havasında geçen,Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu gözler önüne seren,en önemlisi gerçekten emek verildiğine inandığım bir kitaptı.Sıkmadı.Tavsiye ederim.
248 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Yazarın bir çok düşüncelerine bayıldım en çok hoşuma giden insana insan olduğu için değer vermemiz gerektiğini vurgulaması. Dil din ırk ayrımının saçmalığını yada sınırlar neden var hiç anlamıyorum demesi kitaba daha sıkı sarılmamı sağladı. Yada çocukları kirletmeyin bölümünde yazılanlar çok harikaydı. Yada cinsellikle ilgili yazılanlar. Kısaca yazara bayıldım hele son sayfaları okurken yanımda olsa sarılırdım yada keşke tanışabilsem diye iç geçirmedim desem yalan olur. Etrafa at gözlüğü ile bakanların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
304 syf.
·7/10
Daha önce Aret'in hiç bir kitabını okumadım. Kişisel gelişim yazdığı için. Fakat bunda daha çok aşk üzerine ve aşk üzerine tavsiyeler bulundurduğu bir kitap. Aşkın farklı türlerini anlatıyor kitapta. Aşka farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Buda kişisel gelişim kitabıydı fakat kadın erkek ilişkilerine açık sözlülük ile bir çok detayı anlattığı için beğendim sanırım. Sanırım :)
Kişisel gelişim bir süreçtir. Bireyin anne rahminden çıkıp ölene kadar adım adım yürüdüğü yoldur. Kitaplarla okuyarak tamamlanacak bir süreç değildir. Fiziksel , ruhsal , sosyo-kültürel doygunluk gerektirir. Bu da ancak yaşayarak , gelişimsel evreleri sağlıklı atlatarak elde edilir. Diğer türlü kişisel gelişim kitaplarıyla yaptığımız yegane şey temeli olmayan binaya kat çıkmaktır.
Bir temele dayandırılmadan kişisel gelişim adı altında ortaya çıkan kitaplara çok fazla sıcak baktığım söylenemez. Herkesin anıları , tecrübeleri , yaşadıkları kendi kişisel gelişiminin bir parçasıdır.
Peki ben neden bu kitabı okudum o zaman ?
Tek bir cevap var. O da merak. O sıralar Aret Vartanyan'ın ismini çok fazla duymaya başlamıştım. Bu adam da ne var acaba diyerek , önyargılarımı bir kenara bırakıp elime alıverdim kitabı.
İlk başta aynı şeyleri düşünebiliyor olmanın hazzını yaşadım . Dedim ki şükür bu konuda varmış beni anlayacak biri . Tek başına olduğunu düşünürken uzun zamandır görmediğin , sohbetini sevdiğin biri çıkıverir ya karşına tatlı tatlı konuşursun kısa bi süre aynı onun gibiydi başlarda . Sonra dedim ki bu alelade , ayak üstü yaptığın bi sohbet değil. Bi eksiklik var burada . Dil yavan , edebi yanı zayıf kısacası kitap bi süre sonra basit gelmeye , kullandığı dille yaptığı tespitler iyi olsa da tat vermemeye başladı. Bunun yanı sıra belki de aynı fikirde olmak beni sıkan taraf oldu. Neyleyim bana sadece benim gibi yaklaşan kitabı. Belki fikirlerimiz uyuşmuyor olsaydı , belki bende okurken şaşırabilseydim belki de böyle düşünmeyecektim. Kimbilir...
"Farklılıklar hayata renk katar." deyip sözü daha fazla uzatmayacağım. :)
(Genelde kitapları yarım bıraktığımda üzülürüm . Acaba bir şey kaçırdım mı veya herhangi cümlesi benim için anlamlı olacak mıydı ? demekten kendimi alamam ama bu kitabı yarım bırakırken herhangi bi kaygı yaşadığım söylenemez...)
256 syf.
·Puan vermedi
Kitabın son 100 sayfası merak uyandırıcı, spoiler vermemek için şöyle yorum yapabilirim: kitabın sonundaki duruma zaten kitabın ortasında fikir yürütülebiliyor. Tek fark; kitap, drama ile farklı bir bakış açısı sunuyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aret Vartanyan
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1978
İstanbul’da, mütevazi bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Aret Vartanyan, küçük yaşlarda yazmaya başladı. Ermeni, Rum, Müslüman, Musevi, Hristiyan, Alevi üyeleri ile küçük yaşta çokkültürlülüğü deneyimleyen Vartanyan, ilkokul sıralarında yazdığı kısa hikayeleri zımbalayarak çevresiyle paylaşır. Ortaokul sıralarında felsefe, psikoloji ve sosyoloji ile ilgilenmeye başlar ve sonrasında insanı, varoluşunu ve yaşamı irdelemeyi, kendi yaşam yolculuğunun odağına taşır.rnrnÜniversite yıllarında, birçok yerel/ulusal yayınlarda yazıları yayınlanmaya başlayan Aret Vartanyan, 1998 yılında internet sitesini kurarak yazdıklarını geniş kitlelerle paylaşır. Ailesinde,İstanbul’da ve özellikle Beyoğlu sokaklarında insana ve yaşama dair gözlemlerini kalemine ustalıkla yansıtan Aret Vartanyan, 2008 yılında ilk kitabı Sen ve Ben ile kısa zamanda onbinlerce okura ulaştı.rnrnİnsana ve yaşama ayna tutan bir sohbet olarak tanımladığı Sen ve Ben, insanın kendini tanımadan, kendi gerçekliğini farkedip ifade edemedikçe dünyayı ve evreni anlamlandıramayacağını, yaşamında farkındalığını bulamayacağı iddasını sayfalarına taşıdı. Yaşamında ve yazdıklarında klişelerden, kalıplardan uzak durmayı tercih eden ve düşüncelerini cesurca paylaşan Vartanyan, korkularıyla, kalıplarıyla, önyargılarıyla kendi yarattığımız kafesi anlamamızı ve çıkış yolunu nasıl bulacağımızı Sen ve Ben’de samimi bir üslupla anlattı. Okurlardan gelen binlerce epostayı tek tek yanıtlayan Aret Vartanyan, Sen ve Ben ile başlayan sohbeti, kitabın ve yazar-okur ilişkisinin ötesine taşıdı.rnrnAret Vartanyan’ın ikinci kitabı ise bu kez aşık olduğu kadın olarak tanımladığı İstanbul’u içine kattığı Bir Nefes istanbul oldu. Ülkemizin önce gelen yazar, sanatçı ve gazetecilerinin önsözleriyle başlayan Bir Nefes İstanbul, bu kez İstanbul ekseninde kendimizi arayışımızı anlatırken, önyargılardan, etiketlerden uzaklaştığımızda birarada yaşamanın nasıl birşey olacağını okurlarıyla paylaştı. Bir Nefes İstanbul, hepimizin aynı gemide nasıl yol yol aldığını okurlarına anlatırken, Anadolu’nun gerçek zenginliğinin farklı renk, kültür ve inanç zenginliğinde yattığının altını kalın çizgilerle çizdi.rnrnMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisansını tamamlayan Vartanyan, İngiltere’de Oxford ve Londra’da eğitimini sürdürdüğü sıralarda Kişisel Gelişim kavramına odaklandı. Kişisel Gelişim çalışmalarında insanın iç dünyasına verilmesi gereken önemin verilmediğine inanan Vartanyan, Kişisel Dönüşüm yaklaşımı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. 2009 yılında Yaşam Atölyesi çatısı altında çalışmalarını başlatan Aret vartanyan’a göre, bireyin yaşanmışlıklarını, duygularını ve farklılıklarını dikkate alarak iç dünyasına eğilmeden yapılan çalışmalar, temeli sağlam olmayan bir ev inşa etmekten öteye geçemiyor ve ilk sarsıntıda yıkılması kaçınılmaz.rnrnGünlük yaşamın bir yarışa dönüşen yoğunluğunda, mesaj bombardımanın ve dünyanın getirdiklerinin altında yaşadıklarını 15 yıllık profesyonel iş hayatında kendisi de deneyimleyen Vartanyan, iç dünyamız ile dışarıdaki dünyanın dengelenmesi ile kendi kişilik ve isteklerimiz doğrultusunda yaşamımızı nasıl inşa edebileceğimizi Yaşam Atölyesi çalışmalarında paylaşıyor. Birkaç yıl süren sınıf eğitimleri, günlük seminerler, kurumsal çalışmalar ve online buluşmalarla iki yıl içinde yüzbinden fazla katılımcıyla buluşan Yaşam Atölyesi, 2011 yılında Türkiye’nin dışına çıkarak Londra ve Newyork başta olmak üzere dünyaya açıldı.rnrnAret Vartanyan’ın üçüncü kitabı Bir Yüz Bir İnsan ise, ‘Bir Bedende Kaç Kişi Yaşıyoruz? sorusuyla okurlarını karşılıyor. Yaşama, varoluşumuza, günlük hayata, aşka farklı pencereler açan Bin Yüz Bir İnsan, her gün büründüğümüz onlarca rolün zihnimizde, ruhumuzda ve bedenimizdeki yansımalarını bir hikaye kurgusunda anlatırken, dünyayı algılama şeklimizi ve kendimizi keşfederek, değiştirerek neler yapabileceğimizi gözler önüne seriyor.rnrnİçeriğinden kitap kapağına, müziği, videosu ve farklı uygulamalarından okura sunulma aşamasına kadar bir çok ilki beraberinde getiren Bin Yüz Bir İnsan, Gökhan Kırdar’ın müziğiyle cümleleri notalara da taşıdı. İstanbul’da farklı lokasyonlarda kurulan 7 ayrı sette çekilen Bin Yüz Bir insan videosu, Türkiye’de bir kitap için çekilen ilk büyük prodüksiyonlu kısa film olma özelliğini taşıyor.rnrnAret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan’da da okurlarıyla paylaştığı gibi, insanın odağında olmadığı her ideolojinin, yönetimin, projenin bütünlükten uzak olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Her bir insanın etiketlerinin arkasına geçildiğinde, sevgiyi, yüksek yaşam standardını koşulsuz hakettiğine dikkat çeken Vartanyan, bugün dünyada yaşanan her şeyin insanlığın bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Bireylerden oluşan dünyayı, bugünkü görünümünden kurtarmak, kendi ifadesiyle dünyayı cennete dönüştürmek ise ise, yine bireyin kendisinden başlıyor.rnrnKendini bilen ve kendi değerlerini koruyarak, kendi olmayı başarıp paylaşarak, bireyin önce kendi içinde ve yakın çevresinde birçok şeyi değiştireceğini ifade eden Vartanyan, kendimizde ve yakın çevremizde başlayan değişimin kelebek etkisiyle tüm insanlığa yayılacağına inanıyor.rnrn‘Ben gerçekleştiğini fiziksel ömrümde göremeyeceğim bir ütopyaya yürüyorum. Tek bir kişiyi bile dışarıda bırakmadan insanın hakettiği yaşamı ve hayallerinin gerçekliğini sunan, sevgi üzerine kurulmuş, bireyin kendi olarak, kendini ifade ederek yaşadığı ve paylaştığı bir dünyayı yaratmak için paylaşıyorum. ‘

Yazar istatistikleri

  • 278 okur beğendi.
  • 1.733 okur okudu.
  • 56 okur okuyor.
  • 694 okur okuyacak.
  • 48 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları