Kendisiyle ne yapacağını bilmiyordu; içindeki her şey suskundu, kalbindeki tüm o şen şakrak ezgi, sanki anahtarını kaybetmiş bir müzikli saat gibi ölüydü.
Bir yabancı olarak ben, onu bekleyen şey karşısında korkudan titriyordum. Bir yabancı olarak ben, iki gündür onunla birlikte acı çekiyordum. Gülümsemesi içinde kopan fırtınaları saklamak için bir maske olabilir miydi?
Küçük Prens bir taşın üstüne oturdu, gözlerini göğe dikerek: -Acaba, dedi, herkes geldiği gezegene bir gün dönebilsin diye mi, yıldızlar parlıyor? Bak benim gezegenime. Tam tepemizde duruyor... Ama ne uzak!