Kasabanın içinde dolaşmaya devam ederken birden kendimi başlangıç noktasında buluyorum, her şey aynı ve birden bir ayma yaşıyorum. Eğer yine aynen ilk seferdeki gibi davranırsam başıma aynı şeylerin geleceğine karar veriyorum ve her sahnede bu defa farklı bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Ama sanırım pek bir şey değişmiyor. Uyandım.
Sayfa 115 - hem rüyalarımı çalıp hem de onları meryem’e gördüremezsin tuğba doğan. (tüylerim diken diken)·Kitabı okudu
"ağlama. Şimdi tahta tren gelecek. Denizi yaracak, binip gideceğiz, seni hep seveceğim. Hayat tuhaf. Belki de şu anda burada benim yerimde senin yanında olmayı asıl hak eden kişi gülünç bir ölümle öldü. Belki bir trafik kazasında. Tamamen şanssızlık eseri. Aptalca tesadüflerin zinciriyle boğuldu. Ama şimdi ben buradayım. O yüzden burası benim yerim."
Sayfa 113 - “o yüzden burası benim yerim”·Kitabı okudu
"Birbirimizi mi yoksa Boğaz'ı mı seviyoruz?" dediğini okuyalı beri, yalnızlığın baş mekânı Boğaz olup çıkmıştı. Başka hepsine bir sebep, bir açıklama bulabiliyordu da Boğaz'dan geçerken yalnız olmaya bir mana bulamıyordu. Mümtaz büyük bir haksızlık yapmıştı. Bütün bir Boğaz'ı, yani İstanbul'un kendisini yoldan geçerken ettiği bir cümleyle sonsuza kadar mühürlemişti. Sadece sol tarafını işgal edip sağ yanını insiyaki bir biçimde boş bıraktığı yatağına yattığında bile yüreğine bu şiddette çöreklenmeyen, her hal ve kârda bir açıklamasını bulup sevmeyi başardığı yalnızlığını bu yüzden bir Boğaz'dan geçerken sevemiyordu. Yalnızlık yüreğini bir Ortaçağ mengenesi gibi kudretle bir bu zamanlarda sıkıştırıyordu. Birbirimizi mi seviyoruz yoksa Boğaz'ı mı diye soracağı bir ötekini bir tek burada, o hiçbir kimsenin Boğaz'daki yokluğunda özlüyordu. Boğaz'ın suları bir gün sahiden çekilse bile O denizin dibine değil, yine bu soruyu soracağı kişiyi görmek ümidiyle etrafına bakacaktı.
Bu yüzden yalnızlar kahvaltı etmez açlığını bastırır, dans etmez tek ayakla ritim tutar, muhabbet etmez hayal kurar. Yalnızlara yasaklanmamış yegâne şey dua etmekti. Fakat tuhaftır ki onlar bir noktada mecburen inançlarını yitirdiklerinden kendilerine helal kılınmış bu yegâne eylemi de hep ıskalarlardı.