betül meryem

Zeliha'nın birini sevmek için evvela sevilmesi gerekiyordu. Sevildiğine ikna edilmesi gerekiyordu. Onun birini ya da bir şeyi sevmesi hep bu dolayıma muhtaçtı. Birini gözüne kestirmeyi, nasıl sonuçlanacağını öngöremeden bir karşılaşmayı hakkını vererek yaşamayı, gözüne kestirdiğini gidip almayı, gerekirse bu uğurda sahneye çıkmayı, mücadele etmeyi, dövüşmeyi bilmiyordu. Fakat artık anlamıştı ki sevmeden sevilmek de insanı bir tür virüse dönüştürüyordu. Sevildiğinde insan bunu sınamaya başlıyor, giderek hiçbir sınavın sonucundan tatmin olamıyor, zalimleşiyor, kendini sevene hayatı dar, dünyayı zindan ediyordu. Kendini sevende kendi başaramadığını, kendi açmazını, kendi eksiğini görüyor, bir insan tekinin bir diğerini ölçüsüzce ve koşulsuz ve her şeyini verecek kadar sevmesini tanımadığından ve anlamadığından ve bundan ölesiye korktuğundan o insanı köleleştiriyor, kendisine ne verse tatmin olmuyor, o köleleştikçe ondan tiksiniyor, tiksindikçe kendi zalimliğini meşrulaştırıyor, psikanalizden nefret ettiği, çünkü Freud gözlere bakamaz, divanın arkasına koyar koltuğunu- bir senteze inanmadığı, bu fikirden ölesiye korktuğu için söz konusu muamma çözülemiyor, sırf bu yüzden Zeliha gidip bir terapiste başvurmuyor, yaralarını yalıyor ve âşıklarına yalatıyor ve onları hep taze tutarak onlardan beslenmeye fakat tam da bu yüzden bedeni beslenirken ruhu anoreksik bir halde boşlukla dopdolu dolaşmayı sürdürüyordu. Ah bir sevebilse, küçük düşürülmeyi, aşağılanmayı bir göze alabilse kanlı canlı bir insana dönüşecekti.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Reklam
Neden kişilik atfettiğim herkesin söylediği en ufak söz benim kıblem oluveriyor? Neden her şeyi açıklayan öğretiler hayatımın sorumluluğunu almamı engellediği gibi saygı duyduğum her insan da beni bir çırpıda kendimden şüpheye düşürüyor?
Sayfa 105·Kitabı okudu
"Bu kadar insanın boku nereye gidiyor? Bütün bu medeniyet bokun üstünü örtmek için kuruldu. Gökdelenler, arabalar, uzay mekikleri (not: tuvaletçi kadın uzay mekiği der mi? Herkes kendi gibi konuşmalı) bokun üstünü örtmek, ondan kaçmak için yapıldı. Yine de azımsanamayacak tek bir gerçeklik var, insanlar sadece mezarda ve tuvalette eşitler. Yedikleri farklı olsa da sonuçta hepsi aynı şeyi yapıyor. Benim kapıcılığını yaptığım bu tuvalet dünyada eşitliğin mümkün olduğu iki kaleden biri. Mezarlıklar din adamlarının olsun. Buranın kraliçesi benim. Sizi tanıyorum. Kokularınızdan ayırabilirim hepinizi. Alışkanlıklarınızı, korkularınızı ve günahlarınızı tahlil edebilirim. Ben tuvaletin efendisiyim. Ve siz de hepiniz eşitsiniz." gibi.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Ben, evet ben eksik fikrinden nefret ediyorum. Tarihi, kültürü, medeniyeti yapan hırsın eksik fikrinden doğmasına katlanamıyorum. Şeyleri nasıl olmaması gerektiklerine göre, bir şeyin varlığını yokluğu üzerinden tanımlamayı ezberlemiş bütün bir Kültürden tiksiniyorum. Fakirliğin zenginliğin yokluğu olmasından, kadınlığın fallusun yokluğu olmasından, gücün güçsüzlüğün yokluğu olmasından, ateizmin tanrının yokluğu olmasından tiksinti duyuyorum.
Sayfa 87·Kitabı okudu
En sonunda beni sevdiğin için beni sakatlarsın. Seni seversem seni sakatlarım.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Reklam