İdeal bar bizim aklımızın almayacağı bir şey. Dokuzyüzonda barlar insanların iş saatlerinde ya da işten sonra buluşmaya gittikleri yerlerdi. Uzun bir tezgah, pirinç parmaklıklar, tükürük hokkaları, otomatik bir piyano, birkaç ayna, kadehi on sente fıçılarca viski, koca bir bardağı beş sente fıçılarca bira olurdu o barlarda. Bugün karşılaştığın ise krom, sarhoş kadınlar, homolar, saldırgan barmenler, deri koltuklarını ve yasaları düşünerek kapıyı kollayan sinirli patronlar, hep olmadık zamanlarda atılan çığlıklar ve içeri bir yabancı girdiğinde ortalığı kaplayan ölüm sessizliği.
Benim adam dediklerim sadece çılgınlardır, yaşama çılgınları, konuşma çılgınları, çok şey isteyen, hiç esnemeyen, beylik laflar etmeyen tipler, yıldızların arasında örümcekler çizerek paüayan ve en ortalarındaki mavi ışığı görenlere "Vay canına!" dedirten o muhteşem sarı maytaplara benzettiğim kişiler.