Jean-Louis Fournier'den okuduğum ilk kitap olan Kuzeyli Annem, yazarın annesini analattığı güzel bir kitaptı. Annesinin yaşadığı zorluklar, babasının az çok nasıl birisi olduğunu okuyoruz. Annesi gerçekten sanatsal yönü çok güçlü bir kadın okurken hayran kaldım. Çocuklarına da bunu aşılamaya çalışması gerçekten değerli. Yazarın dili oldukça güzel, okurken neler olacak, hayatlarından neler geçmiş merak ettim. Kimi yerde annesinin fotoğraflarını tadfir ederken, kimi yerde torunlarının büyükanneleri hakkındaki düşüncelerini de görüyoruz.
Beklentimin üstünde bir kitaptı, yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10 yıldır evli çiftimiz gittikleri çift terapistinin de tavsiyesi ile başbaşa bir tatile giderler. Köpek barınağında çalışan Amelia'ya çekilişten İskoçya da bir tatil çıkar. Evliliklerini onarmak için çıktıkları bu tatilde aralarındaki sırlar da açığa çıkacaktır. Kitapta çiftimizin bakış açısının yanında tatil yerinde klübede yaşayan Robin adlı kadının da bakış açısıdan okuyoruz. Eve yerleşmelerinden itibaren gerilimi hissediyorsunuz. Evde olan şeyler, ortamın karanlık yapısı insanı okurken geriyor. Bunun yanında kitapta ki ters köşe gerçekten iyiydi. Amelia'nın eşi Adam'ın yüz körlüğü hastalığına sahip olması olayları daha da karmaşık hale getirirken. Bir senarist olarak onun kariyerini nasıl inşa ettiğini öğreniyoruz. Sevdiğim bir kitap oldu yazarın daha önceden Ne yaptığını biliyorum adlı kitabını okumuştum o da bu kitap gibi ters köşe yaratmıştı. Yazarın dili, karakter ve olay tasarımı gerçekten çok güzel.
“İnsanların yaşıyla her zaman sorunum olmuştur. Zamanın sadece geçtiğini, durmadığını unutuyorum, insan ancak sonradan, bıraktığı izlerden anlıyor zamanı.”