Bu gidişle açık ve net olan tek büyüme ise, dünyadaki sefaletin büyümesidir. Bakınız işte bir yanda üçüncü dünya ülkelerinin maddi sefaleti, diğer yanda da Batı'nın manevi sefaleti.
Kelimeler, bu kültürün çözülüşünü yansıtıyor. Nitekim bundan böyle barışın adı 'terör dengesi', halklara ihanet 'temel güvenlik', kurumsal şiddet 'düzen', cangıl rekabeti ise 'liberalizm' olmuştur. Bütün bu gerilemelerin geneline ise 'ilerleme' adı veriliyor.
Avrupa veya Kuzey Amerika'da İslam ve İslam medeniyeti hakkında kim ne biliyor ki? Oralardaki kafalarda korkunç cehaletler var. En azından psikolojik tavır ve tutumlarında bu durum apaçık ortada. Baksanıza, taraflar birbirinin karşısında hala Haçlılar gibi tavır sergiliyorlar.
Bizler kendi kültürümüzden koparıldığımızda, ne kadar zengin ve ne kadar etkili olursa olsun her yabancı kültür, bizi ancak rehinelere ve tutsaklara dönüştürür.