Ben Jack London okumayı cidden seviyorum arkadaş. Zaten ondan dolayı bu incelemeyi yazacağım yalan yok. Kitap inceleme yazmaya muazzam müsait ancak ben daha çok Jack London 'dan konuşacağım. Bir kere bu adam hem entellektüel, hem de sağlam bir gözlemci. Kendi döneminin her bilimsel verisini, yazılarını, gündemini ve kendi zevklerini takip etmekten geri kalmıyor. Bir tarafı bilimle edebiyatla yoğunken, bir tarafı daha mistik, gizemli konularla yoğun. Bu kadar renkli mevzuyu bu adam bir de alıyor kurgularında sentezliyor. Bildiğin benim için çikolatalı dondurma misali hem yoğun, lezzetli hem de bir o kadar olağan ancak vazgeçilmez. Emin değilim ancak galiba Martin Eden ile başladım okumaya. Çokta etkilendim. Ancak bu zatı muhterem bir de çok güzel kısa ve yoğun öyküler yazıyor ki öykü okumaya meraklı olan ben okurken zevkten dört köşe oldum. Doğal yaşam, hayvanlar, soğuk iklimler, denizcilik, köpekler, boks, edebiyat, tutsaklık, astral seyahat, maceraperest olaylar ve daha nicesi onun literatüründe çok yoğun bir şekilde yer alıyor. Gönül isterdi ömrü daha uzun olsaydı da daha çok öykü ve romanlarını okusaydık.
Gelelim Âdemden Önce adlı kısa romanına. İlk başta şunu söylemek istiyorum; öyle bir içine giriyorsun ki kurgunun birden Kocadiş'in gördüğü, duyduğu, yaşadığı, hissettiği ne varsa sende kafanda bunları farkında olmadan yaşıyor oluyorsun. Oldukça akıcı ancak ben bilerek soluklanarak okudum çünkü ana karakter, var olan ilkelliğiyle iyice hissetmeye çalıştım. Konu zaten başlı başına bir merak konusu olan Evrim! Evrime de kurgu yapmış üstat ve tadından yeme de yanında yat olmuş. Daha da açmayayım şimdi karakter analizi ile. Biraz merak edin de okuyun. Bu arada bir not: çeviri çok ama çok iyi. Ben başlarken sondaki açıklama ile başladım faydasını gördüm. Kurgu