O an, garsonlar geldiği için bugüne kadar kesilmiş bütün konuşmaları düşündüm. Ne ölüm tehditleri, ne evlenme teklifleri beklemişti kim bilir, masanın verilmiş siparişlerle donatılmasını. Dünyanın en ölü anlarından biri, garsonun masaya servisi.
Hayat, ölene kadar hissedilen zevklerden, çekilen acılar çıkarıldığı zaman geriye kalandır. Hayat= Zevk - Acı. Sonuç pozitifse yaşamışsındır hayatı. Negatifse ölmüşsündür doğduğun gün. Tabii bir de sıfır ihtimali var. Bu durumda ise zamanın yetmemiştir hayatı anlamaya. Erken ayrılmışsındır partiden göremeden sonunu...
Bazı bitkiler vardır. Bunlar hayat ile ölüm arasında bir çizgide dururlar. Saklanırlar. Diğer bitkiler onların hayatta olduğundan bile haberdar olamazlar. Sanki varlıklarının öğrenilmesi sonları olacakmış gibi. Bu şartlarda yaşayan en bilinen bitkiyse kuru yosunlardır. Varlıklarının Tanrının bile unuttuğunu düşünürüm bazen. Ve insan da, eğer benzer bir hayat yaşarsa belki o ahlak kıskacından kurtulabilir. Sadece tercihlerle ilgili. Akılla ilgili...