"annelerin görevi çocuklarını gerçeklerle vakitsiz yüzleştirmek, içlerini her türlü karamsarlık ve kötü ihtimallerle doldurarak 'sen iyisin etraf kötü' marşını ezberletmek ve apansız çekip gitmektir!"
"okusan da fakirsin bu memlekette okumasan da; ha okuyunca havan olurdu eskiden, şimdi öyle mi? adamın balonuna iğneyi çakmaları an meselesi, yolunu bulan seni anında sollar, okula verdiğin paralar, harçlar da zarar defterine koca harflerle yazılır."
poe sever bir okur olarak "usher evi'nin çöküşü"nün yeniden yorumlanması merak uyandırmıştı. üstelik locus en iyi korku romanı ödülüyle taçlanmış. arka kapağa bakarsak övgülere boğulmuş ve gotik zevk unsuru olduğunun altı çizilmiş. büyüleyici bir dilden, sürükleyicilikten ve tüyleri diken diken eden bir atmosferden söz ediliyor. hiç de öyle olmadı. buz gibi soğuk ve uzak bir roman. bu kadar övülecek ne varmış anlamadım. yarıladığımda bile yaprak kımıldamıyordu ve ne olacağını merak etmiyordum. sayfaları çevirmek işkence haline gelince 86. sayfada pes ettim. belki de çevirisi kötüdür kimbilir.
eski günleri yâd etmenin ağırlığı altında ezilenleri anlatıyor günbatımında. o kadar duru, pürüzsüz bir anlatımı var ki etkileyici. dönüp kendine baktırıyor. nereden nereye geldim sonum ne olacak düşüncesiyle baş başa bırakıyor okurunu. "bir insanın dünyadan göçüp gitmesi o kadar da önemli görülmüyor. her gün her yerde herhangi bir sebepten insanlar ölüyor ve yenileri doğuyor. ölüm de, yaşam da günlük yaşamın bir parçası." diyor hwang sok-young. maziye bakmanın önemine değiniyor. pişmanlıkların bıraktığı izlerin haritasını çıkarıyor. "zor zamanlar gelince başından itibaren geriye dönüp bakmamız gerektiğini anladık." diyor. geride bıraktıklarıyla hesaplaşmayı sevenler ıskalamasın derim.
GünbatımındaHwang Sok-Yong · Doğan Kitap · 202484 okunma