"yalnızlık insanı birdenbire topyekûn ele geçirmiyor, insan yalnızlığa yavaş yavaş teslim oluyor. akıl rahatlıyor ve fikir küçük kuşlar gibi süzüle süzüle uçmaya, zıplaya zıplaya bir oraya bir buraya konmaya başlıyor."
"insan pusulasını kaybetmiş kaptana benzer, öyle ki bazen açık denizleri aratmaz hayattaki fırtınalar, poyrazlar, lodoslar, karayeller. yıldız poyrazlar, kedilerin kuyruklarını tava sapı gibi havaya diker. lodos, insanın yaşama sevincini elinden alır gider. karayel esti mi, evde bulursun kendini."
"yalnızlık, kapıdan girer girmez üzerine geçirdiği ev kıyafetiydi. her zaman cuk otururdu, bazen çat kapı gelen densiz arkadaşları oldu mu, bir iki saat kusursuz ev sahipliğini yapar, zaman aşımında esnemeye başlardı. yalnızken iyi miydi, yoksa bir başkasıyla paylaşılacak hayatın korkusu tek başınalığı ehvenişer hale mi getiriyordu, hiç sorgulamadı."