"ayı," diyordu ona, baştan çıkarmaya çalışarak, "alt tarafı insan dişisiyim ben. incecik tenimi takırdayan pençelerinle yırt. narin bir varlığım. zor değil senin için. pençenle kalbimi çıkar, kütük altındaki kurtçuklardan farkı yok. başımı kopar, canım ayı."
"ayı, beni de al yanına, okyanusun dibine götür ayı, birlikte yüzelim ayı, kollarını dola bana, sarıp sarmala beni, aşağılara, aşağılara, aşağılara yüz benimle.
ayı, şu dünyada nihayet rahatı bulmamı sağla. tenini ver bana.
ayı, bundan başka hiçbir şey istemiyorum senden. ah, teşekkür ederim sana ayı. ben de seni yabancılardan, meraklı bakışlardan sonsuza dek koruyacağım.
ayı, bırak alçakgönüllüğü. mütevazı bir mahluk değilsin sen. kendine ait düşüncelerin var. anlat onları bana.
ayı, sana beni sevmeni emredemem ama sanırım seviyorsun beni. dileğim, var olmayı sürdürmen ve benim bir şeylerim olabilmen. hepsi bu. ayı."
olay örgüsünü parçalı anlatımla kurgulayarak nefis bir yapboz kurmuş fritz. bütüne varıldığında etkiyi büyütmüş. üstüne savaşın çöktüğü hayatın ağırlığını ve yarattığı yıkımı, arsızca sızan hayat yarasını anlatmış. "maneviyatımız eksik" dedirtmiş karakterine. içiçe geçmiş ağırlıkların ardından bakmaya çağırıyor okurunu. soruyor: hayatın şekillendirici elleri bizi alt etmiş olabilir mi? özlem ve yakıcı sessizlik hâlâ orada mı? ve ekliyor: hayat kötü bir rüya, değil mi?