Gerçek şu ki, biz her şeyde olduğu gibi, terbiye ve evlilikte de körü körüne, gaflet ve karanlık içinde, düşünmeden, sersemler gibi şuursuzca hareket ediyoruz ve böylece bize teslim edilmiş olan bu hayatları boşuna ziyan ediyoruz. Her şeyimiz gibi hayatımızın en önemli meselesi olan evlilik de yalnız boyun eğmekle idare olunuyor ve yalnız tesadüfün keyfine bağlı kalıyor.
Bir büyük yangın oluyor; bin, iki bin kişi, beş on gün dinlenmeden yoksun, açıkta kalıyorlar. Bütün dünya bunlarla ilgilenerek yardımlar, merhametler gönderiyor, hâlbuki burada sonsuza dek ağlamaya mahkûm binlerce genç, nazik, masum ve güzel kız, ihmal ve kayıtsızlık yüzünden mahkûm oldukları bu zalim ve kahrolmuş kaderi, boyunları bükük, mazlumane bir baş eğişle bekliyorlar. Bunları hiç düşünen yok.
Hem siz şurasını iyice aklınıza koyunuz ki, uygarlık yıkmak değil, yapmaktır ve insanlığı aydınlatacak bir önemli keşifte bulunan bir milleti yüz büyük savaş kazanmış millete bin kere yeğlerim.