1933 yılında esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan Daniel ve tam 80 yıl sonra bu kayboluş hikayesinin arkasındaki gizemi bulmak isteyen gazeteci Claire'nin hikayesini tanıklık ediyoruz bu sefer.
Yazarın anlatımıyla 1933 yılları,güçlülerin güçsüzleri ezdiği,yoksullar için iş bulmanın çok zor olduğu,bir kuru ekmeğe muhtaç olunduğu zamanlarmış,Böyle yıllarda anne olan Vera, çalışmak için küçük Daniel'i bir daha göremeyeceğinden habersiz son kez iyi geceler öpücüğü vererek evden ayrılır.Geldiğin de yatağını boş,oğlunun ayıcığını ise dışarıda bulacaktır.Karlı bir fırtına gecesi kaybolan Daniel için bir çok kişi evden kaçmış şimdiye kadar çoktan donarak ölmüştür dese de Anne Vera Ray oğlunun kaçırıldığına emindir.Bulmak için çabalar ama sonu hep hüsranla sonuçlanır. 80 yıl sonra olay tekrar gün yüzüne çıkınca gazeteci Claire bu sefer olayın arkasındaki gizemi çözmeye kararlıdır.Küçük Daniel evden kaçtı mı yoksa kaçırılmış mıdır?
Ben Sarah Joi kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım okuduktan sonra biraz geç kaldığımı düşündüm açıkçası neden daha önce tanışmadım diye.Esere başlarken sonuna şaşıracaksınız,ters köşe oldum ortasında başka tahmin ediyordum sonu başka çıktı falan demişlerdi,sonu benim için ters köşe olmadı ortalarında çözmüştüm olayı ama bu kitabın heyecanından bir şey kaybettirdi mi asla sonuna kadar öylemi acaba değil mi diye ikilemde bıraktırmayı başarmış Sarah Joi.
Kendisinin de anne olmasından kaynaklı diye düşünüyorum karakterin üzerinden evlat acısını bizlere o kadar güzel anlatmış ki kitabın içine girip Vera Ray ve Claire'ye sarılmayı çok istedim. Tabi ki yaşadıkları acıyı anlamak için okumak yetmez kitapla bağ kurmakta gerekiyor.Ben o bağı bu kitapta kurabildim sanırım yine yazarımız sayesinde. Kitabı çok sevdim o yüzden yazdıkça yazasım