Biz kadınlar, çocukları yetiştirirken hile yaptık!
Çocuklar geleceğe yazılmış isimsiz mektuplar gibidir. Bir anne yetiştirdiği insana (kız/erkek) birey olması için yeterli miktarda bilgi ve tecrübeyi aktarmayı görev edinir. Ergenlikten çıkmış bir çocuk (18 yaş) , kendi hayatını idame ettirecek yaşamsal bilgi ve beceriye sahip olarak topluma kazandırılmalıdır.
Kız çocuğuna ev ile ilgili sorumluluklar verip, erkek çocuğuna bu fırsatı vermeyen bir anne, oğlunu başka bir kadına muhtaç bırakarak eşini, annesi gibi görmesine sebep olmaktadır.
Aynı şekilde kızının eğitimini ve mesleki gelişimini görmezden gelen, topluma katkı sağlaması konusunda desteklemeyen bir anne, kızını başka bir adama muhtaç bırakarak eşini, babası gibi görmesine sebep olmaktadır.
Günümüz, kadın ve erkeğin beraber çalışarak, aile hayatını idame ettirmesi üzerine kurgulanmış durumda. Elbette kadın ve erkek farklıdır, farklı özelliklerle birbirine üstündür. Cinsiyetler ancak cinsellik sözkonusu olduğunda önem arzeder. Hayatın geri kalanında hepimiz bireyiz, duyguları, düşünceleri, öncelikleri olan bireyleriz.
Anneye yönelik olan bu eleştirinin sonuçlarını günümüz hayatında fazlasıyla görmekteyiz. Bakıma muhtaç erkeklerin, varlık sebebidir annenin hatalı insan yetiştiriş şekli, ve bu durum sadece bizde değil dünyada da böyledir.
Çok önemsedigim bir diğer konu, çocuğu olan her ebeveyni ilgilendirmektedir. Günümüzde ebeveynler, cinsellikle ilgili konuları çocukları ile uygun üslupla konuşmak zorundadır. Bu konu daha küçük yaşta, yavaş yavaş çocuğa hayata dair bir bilgi mahiyetinde aktarılmalıdır. Yaşa uygun, doğru abartıdan uzak bilgiler şeklinde. Kız ya da erkek farketmezsizin bu konuda gerekli bilgi ve donanıma çocuğunu hazırlamak anne ve babanın öncelikli görevi olmalıdır. Hâlâ şahit oluyoruz
"En büyük bilimsel keşif; cehaletin keşfidir."
Harari ne güzel söylemiş değil mi?
Her şeyi bildiğini düşünen bir insan, öğrenebilir mi?
ya da
Hayatta her şeyi deneyimlediğini düşünen bir fani, yaşayabilir mi?
Tolstoy'un Bisikleti diye bir kavram vardır. "Hiçbir şey için geç değildir" demektir.
Benim babaannem Kur'an-ı Kerim öğrenmek istediğinde 61 yaşındaydı, 62 yaşında Kur'an'ı öğrenmişti, öğretmenlerinden biri de, en büyük torunu olarak bendim.
Düşünün, torununun öğrencisi olmak...
Yaşı yirmi de olsa, seksen de olsa öğrenmeyi bırakmış bir insan; yaşlıdır. Aynı şekilde hâlâ öğrenen bir insan ise yaşı kaç olursa olsun; Gençtir.
Keman ile Gülnihal çalmaya çalışıyorum. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu zamanlarda bilgiyi nasıl kullanıyorsunuz?
Bilgi bombardımanına maruz mu kalıyorsunuz, yoksa bilgiye kontrollü mü ulaşıyorsunuz.
Hobileriniz var mı?
Konu 'Kadın' olunca her zampara Şair, her çapkın Aşık olabilir. Ama ne demiş ünlü büyüğümüz Nejat İşler :
"Tek bir kadına ait olmayı göze alabildiğin zaman, ERKEK olursun."
Mutlu Akşamlar...
📚 Meyhanede Kadınlar
✒️ Hüseyin Rahmi Gürpınar
Bu kitabı geçen sene saçma sapan bir psikoloji içinde iken okumaya başladım. Elbette psikolojik sorunlara odaklandığında insan, yaşadığından da, okuduğundan da pek birşey anlamıyor.
Kitabın ihtiva ettiği mesaj, okuyucuya ulaşmıyor. Hasılı o sıkıntılı zamanlar geçince yeniden başlamak, hatta en baştan başlamak gerekti.
Daron Acemoglu'ndan bahsetmek isterim. Türk ekonomist desem muhtemelen eksik tanımlamış olurum. M.I.T de Profesör olarak görev yapmaktadır.
Vaka örneklemeleri ile bir çok ülkenin tarihsel sureclerini en başından alarak Hilal'e 😁 anlatır gibi anlatıyor. Dili çok anlaşılır ve iktisadi terimlerle boğmadan anlatımını geliştiriyor ve neticede diyor ki!
Tarih bilgisinin önemine atıfta bulunarak :
"Tarihsel süreçler, kurumsal sürüklenme yoluyla kritik dönemeçlerde önem taşıyabilecek farklılıklar yaratırlar. Bu yüzden tarih çok önemlidir. Kritik dönemeçlerin kendileri tarihsel dönüşüm dönüm noktalarıdır. Kısır döngü ve verimli döngü de tarihsel olarak yapılandırılmış kurumsal farklılıkların doğasını anlamamız açısından tarih öğrenmemiz gerektiğini işaret eder." Syf.400
Yine değişimin bilinçle gerçekleşeceğini izah ederken :
"Değişime dair en önemli itici güç Medeni Haklar Hareketi oldu. Güneyli siyahların yetkilendirilmesi, siyahların Montgomery'deki gibi çevrelerindeki sömürücü kurumlara itiraz ederek, haklarını talep ederek ve bu hakları elde etmek için protestolar düzenleyip harekete geçmeleri ile buna öncülük etti." Syf.386
Uluslar neden düşer:
"Uluslar sömürücü kurumlar yüzünden ekonomik başarısızlığa uğrar bu kurumlar yoksul ülkelerin yoksul kalmasına neden olur ekonomik büyüme yoluna girmelerini engeller."
Bize gelecek olursam, liyakat ile desteklenen seçimler yapmaz, denetleme kurumlarımızı çalışır hale getirmezsek. Bunlar iyi günlerimiz olarak
"Kahvenden bir yudum almamışsın,
korktun mu beni kırk yıl sevmekten?"
demiş Cemal Süreya.
Sanat bunun için var, o kırılganlığı hissetmek, o dikkat kesilme anının eşsizliğini hatırlamak için...
Korkulara rağmen ✨
Mutlu Akşamlar ❤️