Ama babamın en sevdiği ansiklopedi olan Britannica, insanı yalnızca, "Mümkün olan en az enerjiyi harcayarak mümkün olan en çok rahatlığa varmayı arayan," diye tanımlamaktaydı. Eğer benim için önemli olan tek şey rahatlıksa, o zaman bir amipten farkım ne? Ya ruh ne olacak? İnsanoğlunun varlığının tek esrarengizliği ve mucizesi olan ruh?
Ama lisan herkesin malı olduğu için, kelimelere döktüğüm her şeyin hayalî anlatım olduğunu seziyorum. Beni anlatan, ama başkalarına da anlatan bir şey. Kelimelerin ötesinde bir yer daha olmalı. Salt ve katıksız tecrübenin yeri... Keşke oraya dönebilsem.
"Kitaplarda birçok insanın duyguları tasvir edilir. Sıkıntı çeken insanlar, üzüntü çekenler, sevinç yaşayanlar, gülen insanlar... Böyle insanların öyküsüne ve sözlerine temas ederek kendimizi onlarla birlikte hissetmek yoluyla, başka insanların yüreklerini öğrenebiliriz. Yakınımızdaki insanlarla sınırlı kalmayıp, tamamen farklı bir dünyada yaşayan insanların yüreklerini bile kitaplar aracılığıyla hissedebiliriz."