"Bundan daha uzun bir mektubu hak ediyorsunuz ancak insanlara hak ettikleri kadar iyi davranmak nadiren benim mutsuz kaderimdir. Tanrı sizi korusun!
Sevgilerimle,
JANE AUSTEN."
"Tono-Bungay reklam panolarında yerini koruyor, her eczane deposunda raflarda sıralanıyor; hâlâ yaşlıların öksürüklerini hafifletiyor, gözlerini aydınlatıyor ve dillerini çözüyor."
DİNÇ KALMANIN SIRRI
---TONO-BUNGAY---
Çocukluğunu İngiliz kırsallarından birinde, Bladesover'da geçirmişti George Ponderevo. Babası gitmişti. Annesi ile birlikte Bladesover'da yaşıyordu. Burası onun dünyayı, düzeni ve aşkı öğreneceği ilk yerdi. Sistemle birlikte sürüklenmek normal gelse bile arada kafasını karıştıran soruları hep vardı. Evin kütüphanesi sıklıkla uğradığı gizli mabediydi. Okul günleri arkadaşı Ewart ile daha canlıydı. Bir zaman sonra yolu Wimblehurst'a amcası Edward'ın eczacı dükkanına düştü. "Hiçbir şey olmuyor" diye yakınan bu adam birdenbire bir sürü şeye tanık olacaktı. Yiğeni George buna şahitlik edecekti.
Öncelikle Ponderevo ailesi çok ilgi çekiciydi. Arka planda anlatılan 19. Yüzyıl manzarası hikayeyle yan yana sürüyordu. Yarı otobiyografik bu roman, George'un ruhsal gelişimini de gözler önüne seriyordu ya da Wells'in.
Kesinlikle okuması çok keyifli ve sürükleyiciydi. O kadar çok yerin altını çizdim ki anlatamam. Karakter tasvirleri çok güzeldi. Annesi ile yaşadığı bir anda çok duygulandım. Susan Yenge ile ilgili kısımları gülümseyerek okudum. En hiperaktif kişilik Amca kesinlikle bir mucit ve ticaret adamı. İlk kez Türkçe çeviri olduğunu belirtmek isterim. Kitapsever dostlarıma kesinlikle tavsiye ediyorum.
"İşte şimdi, çizimlerim ve çekiçlemelerim arasında hâlâ yanıtlanmayan sorunları sorguluyorum. Temelinde hayatımın tamamı arayış içinde, her zaman inanmayı reddederek, her zaman görünen ve inanılan şeye karşın tatminsizlik besleyerek geçti. Zahmet, baskı, tehlike içinde adını ve doğasını tam olarak anlamadığım güzel, tapılacak, derinden ve temelde bana ait olan ve kendimi tamamen kurtarmamın bir yolu olan bir şeyleri aradım. Ne olduğunu bilmiyorum; söyleyebileceğim tek şey bu, hiçbir zaman bulmayı başaramadığım bir şeydi."