havva…

havva…
@bookerhs
8/10
·167 syf.··
2024 14. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2024 01:02
Baba, Ben senin yokluğunda doğmuş olan, kalbinin üstünde resmini taşıdığın ama yine de senden uzakta büyümüş olan kızınım. Uzakta mı? Aslında bizi birbirimizden birkaç kilometrelik nefis bir sahil yolu ayırıyordu ama aramızda lanet olası bir sınır, kin ve anlayışsızlık duvarı yükselmişti. Bir de hayal gücünün yokluğu… Ben doğmadan önce sen ve annem savaşa ve kine karşı başkaldırmıştınız. Savaş çok güçlü görünüyordu ama sonunda annem ve senin gibiler direndiler ve kazandılar. Hayatta her zaman bir yol bulunur, mecrasından çıkmış kendine bir başka yol yapan nehirler gibi. Sen, annem ve diğerleri başkaldırmış, yazgıyı aldatmak için savaş adları edinmiştiniz. Benim savaşım o kadar görkemli değil ama bu benim savaşım ve sonunda kazanacağım. Ben de sınırları geçmek için bir savaş adı edindim. Sana gelip seni görmek ve sana: ‘’ Bil ki dışarı da bir kızın var ve sen onun en değerli varlığısın seni sabırsızlıkla bekliyor!’’ diyebilmek için… Bu an için yirmi yıl ve belki daha fazla yıllar beklediğinizi düşünün. Çürümüş bir kaos içinde delirmek neleri kaybettirir? Tarihler boyu bitmeyen savaşlar ve yine bu döneme denk gelmiş, savaşa boyun eğmeyen direnişçi iki ruhun aşkı, delirmiş bir dünya içinde kurduğun masum bir düzen, istenmeyen mecburi ayrılıklar, geçilemeyen sınırlar, çaresizlik, amaçsızlık, yanında tanıdık tek bir kimseyi bulamayışın ve sonunda aklın hükümsüzlüğü… Kitapta geçen zaman dilimi 1940 İsrail-Filistin savaşları dönemini anlatıyor, günümüz ise 2024, ne çok şey değişmiş, gelişmiş diyebilmeyi isterdim, ama Ortadoğu hiç değişmiyor, Ortadoğu coğrafyasının yazgısı günümüzde de aynı. Savaşların yıkıcılığını, tahribatını hepimiz biliriz lâkin öznel bir yaşam içinde bir kayboluşu bu kadar gerçekçi ve acı bir üslupla okuduğumuzda içinde hissetmeden edemiyorsunuz. Mutlaka
Doğunun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 199840,2bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·200 syf.··
2023 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2023 03:08
Benliği, varlığı olmayan ya da varlığını bir şeylerin kanıtlamasına ihtiyaç duyan ‘’yok bir bedenin’’ hikâyesi. Biri, bir durum veya bir olay hakkındaki yorumlarımızda, gözümüzün gördüğü gerçek kadar kendi içimizdeki niyetin iyiliği veya kötülüğünün etkisinin ne kadar büyük olduğunu görüyoruz bu kitapta. Hem birine taşıdığı hisleri sormayacak kadar bencil hem de sırf taşıdığı duygu ve hisleri kelimelere dökmüyor, dökemiyor diye yaşadığını unutacak, varlığını yok sayacak kadar empati yoksunuyuz. Kim bilir daha niceleri kendi hapishanelerine tıktık, bilmeden ya da en doğrusu seve seve… Bir sevgiyi yüreğinde taşımayı bunca zaman tanımamış, bilmemişiz ama bunu kabullenmeyecek kadar kibirliyiz de. Damlarından masumiyet akan bir sevgiye rastladığımızda sırf bize yabancı diye, onu yakından görmedik, hissetmedik diye kimsenin de sahip olmasını istemeyiz; yüreğinde sevgi taşıyan görece zayıf gördüğümüz kişileri iblisten sayıyoruz, taşlıyoruz da taşlıyoruz, tâ ki bize benzeyene, yeryüzünden sevginin varlığını yok edinceye değin. İçimizdeki şeytanla baş etmenin tek yolu, sanki günahlarımızı sırtlayacak kara keçiler bulmak sanırız ve bize ait olana o kadar yabancılaşırız ki, bizi biz yapan günahlarımızı hiç tanımıyormuşçasına kara keçilerin sırtından döve döve silkeleriz ve nihayetinde yeni günahlar için yer açarız, arınma budur ya. Ömrümüzde bir defa, er ya da geç bedenimizin toprağında sevgi tohumunu yeşertmeyi bilmek gerek; aksi halde topraktan doğup, kara bir taş gibi gideceğiz bu diyardan. İzin verelim başkalarında gördüğümüz yeşile, renklerine, onların rengarenk cümbüşüne, göğün maviliğine, suyun berraklığına, zifiri karanlığa hapsolmadan…
AhrazDeniz Gezgin · Can Yayınları · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·154 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2021 15:19
“Peki ben ne yapayım? Savaştan nefret ediyorum, askere alınıp cepheye gönderildiğimde karım hüngür hüngür ağlıyor, proleter orduları topraklarımı kuşattığında çocuklarım ölüm açlığı çekiyor, milyonlarca ceset yığılıyor sokaklarda. Toprağımı işlemekten başka dileğim yok benim, işim bittikten sonra çocuklarımla oynamak, karımı sevmek istiyorum. Pazar günleri ezgiler söylemek, çalıp oynamak istiyorum. Bunu gerçekleştirmek için ne yapmalıyım?»        Her zaman yaptığın ve yapmak istediğin şeyi, işini yap, çalış, çocuklarının mutluluk içinde büyümesini engelleme, karını sev. İŞTE BUNLARI BÜTÜN İÇTENLİĞİNLE, GÖĞSÜNÜ GERE GERE YAPTIĞIN AN, karını, tüm proleterlerin anayurdunun cinsel açlıktan kıvranan askerlerinin acımasına bırakan, öksüz çocuklarının sokaklarda açlıktan ölmesine neden olan, senin, çook uzaklardaki bir «zafer meydanında» dolu dolu gözlerle gökyüzüne bakmana, öyle dalıp dalıp gitmene neden olan SAVAŞ OLMAYACAKTIR.” Belki okuduğum en sert ve bir o kadar gerçek çarpıcı gerçek ve eleştirilerdir bunlar.Toplumun kokuşmuşluğu,cehaletini kelimelere dökerken doğru sözcükleri ararız ya ‘işte bulduk’ diyebileceğimiz bir eser…Okuyun ,okutun…
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Payel Yayınları · 201915,4bin okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2021 22:32
“Biraz sonra gerekli notları alır, Vitriol’ün bilinen tek tedavisinin ayrıntılarını yazardı: yaşama bilinci. Sonra da hastalar üstünde yaptığı ilk önemli denemede kullandığı ilacı açıklayacaktı: ölüm bilinci.” Hangi cümlenin altını çizsem ,o kitabın özeti olabilecek nitelikte… Hep kitabın adı dolayısıyla dram yüklü bir romanın içine dalacağımı sanırdım,ama kapağını kapatınca insan asıl melankolinin kendi hayatı olduğunu anlıyor.Ölüm Bilinci-Yaşam Bilinci iki ince uç…Sahi bugün ömrünüzün son günü olduğunu bilseniz o yirmidört saate neler neler sığdırmazdınız ki? Okuyun,anlam bulun…
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2015102,6bin okunma