Fakat çocuklar ciddidirler ve imkansızlık nedir bilmezler. Atma işinde on kez başarısız olmak onları bir sonraki denemede de başarısız olacaklarına inandırmaya yetmez. Hatta daha önceki on seferde başaramadıklarını bile anlamazlar. Sözleri ve istekleri yetişkinlerin bilgisiyle doldurulsa, çocuklar korkunç olurlardı.
Efsaneye göre, Truva Savaşı'nda Yunan ordusunun en güçlü savaşçısı olan Akhilleus, annesi Thetis tarafından Styx Nehri'nde yıkanarak ölümsüz yapılmaya çalışılmıştır. Ancak, topuğundan tuttuğu için bu bölgesi zayıf kalır ve bu nedenle "Akhilleus'un topuğu" ifadesi, bir zayıflık veya kırılganlık sembolü haline gelir. Bir tanrının ölümlü oğlu olan Akhilleus, kahramanlığının yanı sıra müzik yeteneği, sevgi gücü ve acımasızlıkların kederini derinden hissedebilen bir karakter olarak beni etkileyen mitolojik figürlerden biridir.
Kitabı okurken, olayları mitolojide ikincil bir karakter olarak bulunan Patroklos'un naif gözünden görmek, onun duygu dolu derinliğiyle hikayeye yaklaşması beni derinden etkiledi. Patroklos’un duyduğu koşulsuz sevgi bağı, kalbimde kalıcı bir iz bıraktı.
Madeline Miller’ın önceki kitabı "Ben Kirke"de olduğu gibi, bu eserde de muazzam bir kendini gerçekleştiren kehanet örneğiyle karşılaştım. Akhilleus, Hektor'a ona bir şey yapmadığı sürece dokunmayı düşünmezken, Hektor belki de yapmaması gereken tek şeyi yaparak, onun en değer verdiği şeyi elinden aldı.
Betimlemeler ve karakterlerin iç çatışmaları, kayıpların getirdiği acılar çok iyi kaleme alınmış. Okurken sanki olayların içindeymişim gibi hissettim. Sonuç olarak, "Akhilleus'un Şarkısı", hem mitolojik derinliği hem de insani duyguları ustaca harmanlamasıyla, okuyucuya unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Karanlıkta iki gölge, umutsuz, ağır alacakaranlıkta birbirine uzanıyor. Elleri birleşiyor ve ışık, yüz altın kupadan dökülen bir güneşmişçesine sel olup yayılıyor.