Sır dediğimiz şey, bizi yiyip bitirendi. Başkasıyla paylaştığımızda acaba o da başkasıyla paylaşır mı diye daha da kendimizi yiyip bitirmeye devam ettiğimizi bir kısır döngüydü. Sır, toprağın en dibine gömdüğümüz ve bir gün yağmur yağar da üste çıkarsa diye korktuklarımızdı.
Seni seviyorum ya da sana aşığım demesine gerek yoktu. Onun yerine de geçecek onbinlerce cümlesi, derin bakışları ve hayatına kol kanat geren güçlü varlığı vardı.