Sonrasında unutacaktı. Kalbinin kırgınlığını, kötü hissettiği o günleri unutacaktı.Parçalarını tekrar bir araya getirdiğinde, parçalandığı zaman nasıl hissettiğini unutuyordu insan. İyileşen yaraların ilk açıldığında nasıl hissettirdiğini de. O yaraların nerede olduğunu az çok hatırlıyor, tazeyken nasıl sızladıklarını biliyor ama artık parmağını üzerine bastırıp, İşte, beni tam buradan incittin, diyemiyordu. Acı zamanla dinecekti. Ama şimdi değil.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ne kadar sinir bozucu, diye düşündü. Rory ne çok şeyi çalmıştı ondan. Çamaşır deterjanının kokusu. İlk buluşmalarında sürdüğü parfüm. Bir zamanlar dilinde tadını aldığı Colgate diş macunu. Artık hepsi ona aitti. Ve Adelaide tüm bunları ondan geri almak istiyordu.
Acı acıdır, acı acıdır. Önceliklerinin farkına varmak, şükretmek ve sahip olduklarının değerini bilmek önemliydi, evet ama aynı zamanda kendi acını kabullenip onu anlamak da önemliydi. Sorunların ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun, kayıplarının, yaralarının sana ait olduğunu kavramak ve onları hissetmeye hakkın olduğunu bilmek. Çünkü en ağır kayıp her zaman seninki olurdu.
Kendi ruhsal ihtiyaçlarımla insanları memnun etme takıntımı nasıl dengeleyeceğimi bilmiyorum, anlıyor musun? İyi bir arkadaş ya da partner olup sınır koymayı, haftalarca işimi boşlayıp aynı zamanda iyi bir çalışan olmayı nasıl başarabilirim, bilmiyorum. Ama bir yandan da... Lanet olsun, dertlerim o kadar önemsiz geliyor ki.
Dertlerin önemsiz falan değil, diye düzeltti Meg. Sadece bütün enerjini senin ağzına sıçan birine harcadın, bu korkunç bir duygu. Böyle hissetmen o kadar doğal ki. Şu an tamamen tükenmiş durumdasın, Adelaide. Ama bunu çözeceğiz, tamam mi? Depoyu tekrar doldurmanın bir yolunu bulacağız.