Kemal Varol’un üçlemesinin ilk kitabı olan Ucunda Ölüm Var ile tanıştım ve daha ilk sayfalardan hikayenin içine çekildim.
Kitabın merkezinde Anadolu’nun artık neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir
Son Bakış, ölümün kıyısındaki bir kadının geçmişine, kimliğine ve iç dünyasına yaptığı derin bir yolculuğu anlatıyor. Karakterin, ölümün kıyısındaki o birkaç dakikalık zamanın içinde çocukluğuna, yaşadığı kayıplara, yabancılığına, aşklarına ve taşıdığı kırgınlıklara şahit oluyoruz.
Türkiye’ye kaçak yollarla gelmiş olması ve sevdiği insanı kaybetmesi, onun hayata tutunma biçimini de derinden etkiliyor. Kitap boyunca aslında sadece Tina’nın hikâyesini değil; insanın kendi varlığına, geçmişine ve “ait olamama” hissine bakışını okuyoruz.
Irmak Zileli’nin anlatımı oldukça yoğun ve şiirsel bir iç sese sahip.
Tina’nın zihninden akan düşünceler bazen parçalı, bazen karmaşık ama çok gerçek hissettiriyor. Özellikle dilsizlik, yalnızlık ve yabancılık hissi romanın merkezinde duruyor. Tina’nın iç sesi okuru sürekli kendi içine çekiyor; sanki bir karakteri okumaktan çok, bir insanın zihninin en kırılgan yerine tanıklık ediyormuş hissi oluşuyor.
Romanın en etkileyici yanı, ölüm korkusundan çok yaşamın ağırlığını hissettirmesi. “Giderken bu dünyadan yaşarkenki gibi yük hissetmemeli insan kendini.” cümlesi kitabın ruhunu çok iyi özetliyor.
Tina’nın geçmişle hesaplaşması ve kendi varlığını anlamlandırma çabası, kitabı sadece bir hikâye olmaktan çıkarıp derin bir iç sorgulamaya dönüştürüyor. Sessiz ama güçlü bir etkisi olan, psikolojik derinliği yüksek ve uzun süre zihinde kalan bir roman.
Kesinlikle tavsiye ederim
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026787 okunma