"İdam cezasının okunmasına kadar nefes aldığımı, hareket ettiğimi, diğer insanlarla aynı ortam içinde yaşadığımı hissedebiliyordum. Şimdiyse benimle dünya arasında duvar vardı. Artık hiçbir şey eskisi gibi görünmüyordu. Aydınlık, geniş pencereler, güzel güneş, temiz gökyüzü, bu hoş çiçek. Hepsi de soluk bir beyaza, kefen rengine bürünmüştü."
"Eğer dünyadaki bütün insanlar, o gün bizim köyde olduğu gibi hep iyi şeyler düşünseydiler, çocuklarını, kardeşlerini, babalarını, eşlerini bizim kadar çok sevseydiler, belki savaş hiç başlamazdı."
"Ama hiçbir şan, hiçbir şeref onu bana geri getiremez ki! Şan ve şerefin böylesini hiçbir ana hayal etmez. Analar çocuklarını yaşasınlar diye doğururlar, dünyada mutlu olsunlar diye doğururlar."
"Benim idealim savaş kahramanı olmak değildi, ben mütevazi bir amaç seçmiştim: Bir öğretmen olmak istiyordum. Candan istediğim şey öğretmen olmaktı. Ama beyaz tebeşir ve cetvel yerine, elime asker tüfeği almak zorunda kaldım. Bunun sorumlusu da ben değilim."