Sakın ha! Kötü fallar umrumda değil benim. serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin. Şimdi olacak bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa, bugün olmaz. Bütün mesele hazır olmakta. Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış, erken bırakmış ne çıkar. Ne olacaksa olsun!
Ha şöyle! Bak bu doğru. Yazıklar olsun yüksek tabakanın kendini asmaya, boğulmaya hakkı var, öteki Hristiyan dindaşlarının yok. Gel küreğim, gel. Aslında en eski soylular bizleriz, bahçe kazanlar, kuyu kazanlar, bir de mezar kazanlar. Adem babamızın işini sürdürüyoruz.
Ya, gördünüz mü! Düşünün ne kadar küçük görüyorsunuz beni. Çalmaya kalkıyorsunuz beni. Perdelerimi bilirmiş gibi davranıyorsunuz. Sırlarımı üfürmek istiyorsunuz yüreğimden; en yüksek, en alçak sesleri çıkartmak istiyorsunuz benden. Oysa şu çalgıyı, içi güzelim seslerle dolu, şu ufacık çalgıyı, bilmem, beceremem diyorsunuz söyletmesini. Allah'tan korkun, bu düdükten daha mı kolay beni öttürmek? Dilediğiniz çalgıya benzettin beni, kırın koparın tellerimi perdelerimi, tek ses çıkaramazsınız benden.