Güller kırmızıdır Menekşe mor En sevdiğim madendir bor eğer beni istiyorsan Please open the door anıl
1000Kitap
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olanlara; Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye, demeyeceğim. Onu, dereyi görmeden önce paçayı sıvayanlar; su testisi su yolunda kırılanlara söylesin.
Reklam
Ve bir kadın giderse her şey biter...
Bir erkeğin gitmesi genellikle bir "rest çekme" ya da anlık bir uzaklaşma hamlesidir, bu yüzden de çoğu zaman yolları tekrar eski limana çıar. Ama bir kadının gidişi, bir eylemin ötesinde içsel bor bitişin ilanıdır. Kadınlar, ilişkideki sorunları çözmek için son ana kadar çabalamayı seçerler. Alttan alırlar, konuşmayı denerler, beklerler... Ancak o sabır tükendiğinde ve kadının içindeki o yapıcı enerji tamamen kuruduğunda, sessizce ama çok güçlü bir şekilde giderler. Eğer hayatınızdaki kadının sizi her şeye rağmen hala eleştirdiğini, sizinle tartıştığını görüyorsanız şanslısınız. Çünkü hala çabalıyordur . Ama ne zaman ki sessizleşir ve her şeyi olduğu gibi kabul etmeye başlar, bilin ki o valiz çoktan zihnen toplanmıştır. Ve o kadın bir kez gittiğinde, dünyaları da önüne serseniz asla geri dönmeyecektir...🥀🖤 .

B...

@xBeyzaxB
·
Gerçekten seven insan tek kalemde silebilir mi?
Erkekler bazen anlık bir öfkeyle, bir kırgınlıkla ya da sadece o an kaçma isteğiyle kapıyı çekip çıkabilirler. Kararları hızlıdır, gidişleri ani... Ama sessizlik çöktüğünde, o gürültü bittiğinde ve gerçeklerle baş başa kaldıklarında arkalarında bıraktıkları boşluğun büyüklügünü fark ederler. İste bu yüzden,erkeklerin gidişlerinde genellikle bir açık kapı kalır. O yolları yeniden yürümek, o kapıyı yeniden çalmak isterler. Çünkü onlar için gitmek, her zaman bitirmek demek değildir. Kadınlar ise çok farklı sever, çok farklı sabreder. Bir kadı bir gecede gitmez. Adım adım, sessiz sessiz uzaklaşır. İçinde fırtınalar koparken dışarıya sadece derin bir sessizlik verir. Günlerce, haftalarca, belki de aylarca düşünür. Şans verir, inanmak ister, düzelmesi için çabalar. Kendi içinde o gidişin provasını defalarca yapar ve her seferinde kalmak için bir bahane arar. Ama o son damla bardağı taşırdığında, içindeki o son umut ışığı da söndüğünde kadın gerçekten gider. İşte o gidişin bir geri dönüşü, o kırlan kalbin bir daha onarılışı yoktur. Kadın kapıyı kapatmadan önce her şeyi bitirmiştir zaten. Gittiği gün, aslında çoktan vazgeçtiği gündür. Bir taraf anlık kararlarla uzağa gider ama aklı kalır; diğer taraf kalbini feda ede ede,her şeyi tükete tükete gider ama bir daha asla arkasına bakmaz...🥀🖤 .
Çanta ve ayakkabı görüşüm sebze ve meyve için de geçerli
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı. Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı. Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Duygu ve Düşünce
Diyor ki şair
İnsan insanı anlamlı kılabilirdi. Bir bülbülün aheste ötüşü nasılsa, insan da böylesi zarif kalabilirdi. Bir karganın sesi bazen ürkütür insanı veya gece öten baykuşun ötüşü. İnsan insanı en zayıf yerinden vurur. Sever zaferinin şarkısı, ve, bir bülbülü de bor kargaya dönüştürecek kadar küstah ve nankördür. Bir sineğin cam gibi duran kiraza mı yöneldiğini, yoksa bir pisliğe mi dadandığını görebilirsiniz. Bir akbaba nasılda bir leşe tutunduysa bir şahin de avcıların en ihtişamlılarından bir tanesidir. Sevmek hüner değildir. Diyor şair; samimiyet olmadiktan sonra
Duygu ve Düşünce
Bahadır Dadak hikâyesi: Altın Dişli Kıyamet (Son bölüm) edebifikir.com/hikaye/altin-di... "Devlet dediğin kimesne, ulu orta iş görmez, görebilemez… Ankara mühür vurmuş. Bor cevheri de öyle kara baht taşı değil… Afedersin kömür gibi… Memlekete kuvvet, kudrettir bu taş…’’
Edebiyat
Reklam
Reklam