Aktivite değişikliği, söz konusu konuyla alakasız görünen bambaşka bir işle meşgul olmak, hayal gücünün devreye girmesi için gereken mesafeyi yaratmayı sağlayan en önemli şeydir. Hatta bu Holmes’un sık sık başvurduğu ve ona başarı getiren bir taktiktir. Piposunu içtiği gibi keman da çalar, operaya da gider, müzik de dinler. Bunlar onun en favori dikkat dağıtma mekanizmalarıdır.
Önemli olan aktivitenin ne olduğundan ziyade, fiziksel doğası ve düşüncelerinizi farklı bir yöne itme kabiliyetidir. Bu aktivitede bulunması gereken birçok özellik vardır: Başarmaya çalıştığınız şeyle tamamen alakasız olmalıdır. Örnek: Eğer bir suçu çözmeye çalışıyorsanız dikkatinizi başka bir suça vermemelisiniz.
Psikolog Yaacov Trope’un saydığı mesafelerden herhangi biri -zamansal (hem gelecek hem geçmiş), konumsal(bir şeye ne kadar yakınsınız yada uzaksınız), sosyal (başkalarının konuya bakışı) ya da varsayımsal (olayın aslında nasıl meydana gelmiş olabileceği)- olabilir ama hangisi olursa olsun mesafe kesinlikle gereklidir.
Her zaman en bariz olan çözümün peşinden gidilirse, doğru cevap asla bulunamayabilir. Hayal gücünden yoksun bir mantık, kontrolü ele geçiren Watson Sistemi’ne benzer.Bize mantıklı ve sanki yapmak istediğimiz şeymiş gibi gelir ama aslında düşüncesizce ve anidir. Geriye doğru bir adım atıp hayal gücünüzün de bir şeyler söylemesine izin vermezseniz, problemin çözümü ne kadar sıradan da olsa, resmi asla bütünüyle görüp değerlendiremezsiniz.
Holmes sadece bir ihtimali gerçek olarak düşünmeyip, kafasının içinde olan birbirinden farklı senaryo üretiyor. Gerçekte olayların nasıl geliştiğini fark edebilmesi için o olay akışını hayal etmesi lazım.