Büyük düşünürler, onları farklı kılan şey başarısız olmamaları değil, başarısızlık korkusundan yoksun olmaları. Yaratıcı beynin alametifarikası da bu açıklıktır zaten.
Albert Einstein’ın da dediği gibi: “Zekayı tanrılaştırmamak için özen göstermeliyiz. Zeka çok güçlü bir kas olabilir ama kişilikten yoksundur. Bize önderlik edemez. Sadece hizmet eder.Bir lider olarak tercih yaparken de asla titiz davranmaz”.
Asıl problemi çözebilmek için biraz düşünmek, dışarıdan herhangi bir yardım almadan bariz olandan uzaklaşabilmek gerekiyor. Gözlem ve tümdengelim arasında son derece önemli, yeri doldurulamaz bir hayal gücü aşaması vardır.
Gerçek çözüm için biraz hayal gücüne ihtiyacınız var.Doğru yolu kimse ilk anda göremez. Bazıları birkaç dakika düşünüp bulur. Bazıları ancak birkaç başarısız girişimden sonra doğru yolu keşfeder.
Yaratıcılığı genelde, ya hep ya hiç tarzında düşünürüz. Zihinsel yapınız gereği ya yaratıcısınız, ya da değilsiniz. Oysa gerçeğin bununla alakası yok. Yaratıcılık öğretilebilir. O da herhangi bir kasımız gibidir. Dikkat ve otokontrol gibi yaratıcılık da egzersizle gelişir.