Ne diyeceğimi bilemiyorum…
Kitabın başlarında insanın içine doğan coşku ve heyecan, her çevrilen sayfayla birlikte yerini derin bir burukluğa bırakıyor.
Eğitim, ordu, kışlalar, sanayi… Her alanda mı geriye gider bir toplum? Bir ülkenin kalkınmasını en ücra kasabalardaki okulların hijyenine kadar indirgeyen bir anlayışı okurken, bugün öğretmen cinayetlerini konuşuyor olmamız beni derinden üzdü.
En kritik meselenin, her türlü imkândan uzak büyüyen köy çocuklarının eğitimi ve kalkındırılması olduğunu savunurken insanın aklına ister istemez kapatılan köy enstitülerimiz ve Finlandiya ile aramızdaki refah farkı geliyor.
Kışladaki disiplin, özveri ve eğitimin niteliğine değinirken ise bugün tamamen yitirdiğimiz askerî okulların hikâyesi gözümün önüne geliyor.
Bu metin, Atamız keşfettiğinde adeta bir fırsat; kalkınmanın felsefesi ve talimatı niteliğindeymiş. Ancak bugün bizim için daha çok derin bir muhasebe ve hesaplaşma metni gibi duruyor.
Kitap hakkında söylenecek fazla bir şey yok.
Okunmalı.