Yavaş sür kervancı kervanı, kervanda sevgilim gidiyor
Bir tek gönlüm kalmıştı benim, o da sevgilimle gidiyor
Kaldım ondan uzaklarda, zavallıyım onsuz yaralıyım ben
Yokluğunda sanki acısı, kemiklerime kadar gidiyor
Saklarım içimdeki yaraları hileyle, büyüyle dedim
Saklı kalmıyor ki; kanı akıp gözlerimden gidiyor
İyi bak mahfeye, hızlı sürme kervanı kervancı
Aşkından o servi boylunun sanki canım gidiyor
Gururla salınarak gidiyor o, ayrılık zehri yudumluyorum ben
Sorma artık benden nişan, gönül nişanım onunla gidiyor
Bıraktı beni gitti o gururlu sevgilim, zehir etti hayatımı
Köz dolu bir ateşliğim ben, dumanım başımdan gidiyor
Dön gel de kur tahtını gözlerim üzerine a nazlı sevgili
Bak, göklere yerlerden ne kavgalar ne feryatlar gidiyor
Uyku nedir bilmem, dinlemem öğüt kimseden
İsteyerek gitmiyorum bu yoldan dizginim elimden gidiyor
Can çıkıp giderken tenden, herkes bir söz söyler de
Ben kendi gözümle gördüm, baktım canım gidiyor
Sa’dî! Bizim elimizden çığlık yaraşır mıydı a vefasız!
Dayanamam ben cefaya, işim çığlıkla yoluna girip gidiyor
Bir Daha Gelir mi Bahar?
Gecenin sonu olur be dostum sabahın ilk ışığı,
Aç perdeyi güneş yüzünden istiyorsan gerçek sabahı.
Yak bir ışık, bir kıyamet kopar da,
Gitsin başımdaki bu uyku da, bu mahmurluk da.
Kalk ayağa da ganimet say bahar yelinin esişini,
Kuşların, bülbüllerin şakımalarını, lale bağlarının hoş kokularını.
Şimdi bahar mevsimi, kalk çıkalım biz seyre,
Güvenilmez ki feleğe, belki gelir bir daha bahar diye.
Söz vermiştin bir gece sabahlarız seninle diye,
Gece geldi geçti, gün takvimden silindi bile.
SADİ-İ ŞİRAZİ
Çvr. Prof. Dr. Nimet Yıldırım