Kelimenin tam anlamıyla kültür elçileri gibi çalışıyorlardı. Hiçbir kişisel çıkar gözetmeden büyük bir direnişle ve candan bir inançla eski kitapları topluyorlar, bunlar arasından en iyi ve yararlı olanları seçiyorlar, bu kitapları kurdukları ve hazırladıkları Gezgin Kitaplıklar aracılığıyla köylere, köylerdeki kitaplıklara gönderiyorlar, köyler arasında kitapların, bir yerden başka bir yere aktarılmasına yardım ediyorlardı.
Ana-babalar, bu söylevleri dinledikçe çocuklarının iyi eğitilmeleri, ahlak ve karakterlerinin güzelleştirilmesiyle ilgili sorunları ve bu husustaki büyük sorumlulukları daha iyi anlamaya ve değerlendirmeye yönelmişlerdi.
Sokrates'in çağdaşları olan Fidyas ve Perikles, bu hususta hayatın ve sağlıklı yaşamanın temel sırrı olarak şu kuralı önermiş: Hiçbir şeyde aşırılığa sapmayınız. Yaşayışınıza hiçbir aşırılık girmesin. Hiçbir şeyde tek yanlılığa ve dar görüşlülüğe de kendinizi kaptırmayınız. Her şeyde ve her işinizde daima ölçülü olunuz. Her şeyi yerinde ve zamanında yapınız.