Şehirlerde oturan insanların çok kez hareketsiz oturarak sürdürdükleri hayat, vücutlarını büsbütün uyuşturur, güçsüzleştirir ve yıpratır. Vücutlarının kaslarını gevşetir, kanlarını zehirler, insanları tembelleştirir. Okulların aktif olması gereken öğretim metotlarının uzun yıllar boyunca uyuşuk, hazırcı ve tamamıyla skolastik koşullar ve tutumlar yüzünden çocukları sıralarında sürekli oturmaya, hazırcılığa ve ezberciliğe alıştırdığını düşünürseniz; öğrencilerin zihinlerini çeşitli tarihler, rakamlar, isimler, ölçüler, formüller ve belki ömürleri boyunca işlerine hiç yaramayacak ölü kanunlarla doldurduğunu da eklerseniz; artık hayatta ve okulda gençlerimizin beden ve zihin eğitimlerinin ne şekiller aldığını rahatlıkla tasarlayabilirsiniz!
İnsanlar günler, aylar ve hatta yıllardan beri uydurma zaferler ve hayal ürünü kahramanlıklarla kendini avutmaktadırlar. Daha kötüsü, halk, sanki bir şeyler yapıyormuş düşüncesiyle yaşamaya alışmış durumdadır.
O kadar ki kısa bir süre içinde futbol, genç kuşakların akıllarını çelen, onların düşüncelerini ve gönüllerini etkisi altına alan güçlü bir tutku haline geldi.
Tıpkı bir mayanın bir tutam hamuru içinden besleyip kabartması ve daha iyi hale getirmesi gibi kışla da halkımızı görgü, eğitim ve ahlak yönünden bütünü ile yükseltme yoluna girdi.
Evet vatan için ölmek bir kahramanlıktır, ama asıl kahramanlık vatan için yaşamaktır. Asıl kahramanlık insanın kendi vatanının kalkınması, kendi ulusunun mutluluğu, gelişmesi ve ilerlemesi için çalışmaktır. Sorabilir miyim sizlere: Tarlalarınızı ekim için nasıl hazırlıyorsunuz? İşlerinizi nasıl tutuyorsunuz? Tohumlarınızı nasıl ekiyor ve mahsulünüzü nasıl elde ediyorsunuz? Sütçülük ve ormancılık işlerinizi nasıl yürütüyorsunuz? Zanaatlarınız ne durumdadır? Evli olanlar, eşleriyle nasıl geçiniyor? Ana babalar çocuklarını nasıl eğitiyorlar? Bütün bu işler ve sorunlar, yaşayışları akla uygun biçimde düzenlenen öteki ülkelerde nasıl yürütülüyor? Biliyor musunuz bunları?